Uzmanlar iklim değişikliğinin kahveye önemli bir tehdit oluşturduğu kanısında hemfikir. Peki bunun için ne yapılıyor? Re:co Sempozyumunda bir panelde bir araya gelen endüstri liderleri, on yıldan fazla bir zaman önce gündemimize girebilen iklim değişikliğinde o zamandan bu zamana ne kadar yol alabildiğimizi ve daha ne kadar almamız gerektiğini tartıştı.

Kahve, mahsul olarak çok sıcağa, soğuğa, kurağa ya da neme gelemiyor. Fakat iklim değişikliği malesef gereken koşulların oluşmasını gittikçe zorlaştırıyor. Bu da verimi ve kaliteyi etkiliyor, yani çiftçinin gelirinin önünde önemli bir engel oluşturuyor.

İklim değişikliğinin diğer etkileri ise daha bile dramatik; kuraklıklar ve salgın hastalıklar hızla etkilerini hissettiriyor. Bu tip şeyler çiftçileri kahveden uzaklaştırıyor. 2014 yılında Brezilya’da görülmemiş bir kuraklık ülkenin kahve hasatının beşte birini kaybetmesine neden oldu. Etiyopya son altmış yılın en acımasız kuraklığının pençesinde kıvranıyor. Orta Amerika’da kahve yaprağı pası hastalığı 1.7 milyon kişinin işini kaybetmesine yol açtı.

Yine de, elimizde kahve ve iklim değişikliğine dair çok somut bulgular yok. Çoğu tahminler ve modellemeler ya kahve özelinde değil ya da kısıtlı veriye dayalı. Kew Gardens’ta bir kahve botanikçisi olan Aaron Davis de tam bunun üzerinde çalışıyor. Etiyopya’da ülkenin iklim risklerini haritalayan kapsamlı bir projeye öncülük etti. Proje, sahada gerçekleştirilen en detaylı kahve odaklı iklim seferi. Şimdiden kahvenin doğum yerinde çiftçilere adaptasyon stratejileri tasarlamakta kullanılıyor ve diğer ülkelere kendi iklim değişikliklerine göre model alabilecekleri bir örnek sunuyor.

Uluslararası Tropik Tarımcılık Merkezi’nde (CIAT) bir araştırmacı olan Mark Lundy’e göre, bazı çiftçiler kısa vadede iklim değişikliğinden hiç etkilenmeyecekler, bazıları adapte olacaklar ve bazıları ise tamamen kahve yetiştiremeyecek hale gelecekler. Lundy’e göre bu yüzden her tür çiftçiye yardımcı olacak adaptasyonlar geliştirilecekse detayların çok önemi var.

Conservation International’dan Bambi Samroc’a göre ise malesef iklim değişikliğinin en büyük kaybedeni ise ormanlar. Özellikle Arabica Kahvesi nispeten serin ekvatoryal iklimleri seviyor. Gezegen ısındıkça yükselen dereceler kahveyi dağlarda yukarılara çıkarıyor, tam da bio çeşitliliğin çok olduğu hassas ormanların yoğunlaştığı alanlara. Ormanlara zarar vermeden yüksek kalite kahve arzının sağlanabilmesinin bir yolu da tüketicide sürdürülebilir kahve talebini teşvik etmek. CIAT da Sustainable Coffee Challenge programıyla bu yönde çalışıyor.

Twin’den Xavier Harmon’a göre tüketiciyi iklim değişikliği konusuna angaje etmek ciddi öneme sahip zira bu işletmelerin çiftçilerin adaptasyon sürecinde gereken desteğe yatırım yapmalarını teşvik ediyor. Harmon sözlerini bitirirken iklim problemlerini yaratan faktörlerden birinin işletmelerin standart alışkanlıkları olduğunu hatırlatıyor ve ekliyor; sorunu çözebilmek için işletmelerin de operasyonlarını yeni ve de alışılageldik uygulamaların dışında tekrar düşünmeleri gerekiyor.

[via: SCAA]

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP