La Cimbali, 1912 yılından beri, yani 105 yıldır Milano, İtalya’da el yapımı espresso makineleri üreten, çoğu kahve severin de aşina olduğu köklü bir marka. 25 yıldır ülkemizdeler ve Myco distrübütörlüğü ile kahve severlerle buluşuyorlar.

Görüşlerini aldığımız Bölge İhracat Sorumlusu Stefano Caverzaschi, Türkiye pazarında kök salmış olmanın kendilerini çok mutlu ettiğini söylüyor; “Bugün Avrupa’nın her yerinde varız ve üretimde dünya lideriyiz. Türkiye, Avrupa’da bizim için en önemli pazarlardan. Türkiye’de %50 pazar payına sahibiz, bu da takdir edersiniz ki her iki makineden birinin Milano’dan geliyor olması demek. La Cimbali markası, Türkiye’de bir referans haline gelmiş durumda. Espresso makinesi dendiğinde La Cimbali deniyor.”

Espresso makinesi seçimi her işletme için çok önemli. Böylesine bir marka bilinirliğine sahipken ve kahve trendi de yükselişe geçmişken, her işletme sahibi kendilerine yöneliyordur. Bu konuda yanlış hareket etmemek için makine alırken nelere dikkat etmek gerekir diye soruyoruz kendisine; “Tabii ki her şeyin temelinde bilgi olması önemli. Kahveyi en iyi şekilde nasıl çekebilirim, bardağımda en iyi sonucu nasıl alabilirim gibi konularda işletme sahiplerinin de kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Hem araçlar hem de makine hakkında bilgi sahibi olunması gerekiyor.

La Cimbali olarak bizim Mumac Academy isminde bir eğitim kurumumuz var. SCA onaylı, Milano bazlı bir merkez. Burada eğitmenleri eğiten uzmanlar bulunuyor. Myco gibi distrübütörlerimiz de burada eğitim alıyor. Dolayısıyla satış sürecinde makineleri doğru şekilde anlatacak, tanıtacak kişiler bulunuyor. Satış öncesi ve sonrası destek verilebiliyor olması çok önemli.”

Üçüncü dalganın markayı nasıl etkilediğini soruyoruz; “Üçüncü dalga kahve dünyasında sadece makine ve üreticilerini değil genel olarak kahve sahnesini etkiliyor tabii. Üretici olarak bizim için olumlu yönü, espresso sahnesini de etkilemesi. Espresso, özellikle İtalya’da geleneksel şekilde hazırlanıyor fakat bugün birçok İtalyan kavurucu da ülkenin dışında, dünyada olan gelişmelere, trendlere bakması gerekiyor.

Seattle’dan, Avrupa’nın çeşitli yerlerinden, Uzakdoğu’dan ve hatta buradan yani Türkiye’den -ki çok güzel bir kahve sahnesi var burada ve İstanbul Kahve Festivali bunun kanıtı- dahi yeni gelişmeler çıkabiliyor. Bu da demek oluyor ki, her ne kadar İtalyan olsa da espresso dahi dışarıdan gelen yeniliklerden etkilenebiliyor. Bu da güzel birşey çünkü sonucunda genel olarak kalite yükselmiş oluyor.”

Konu buraya gelmişken geleneksel ve oturaklı bir kahve/espresso kültürü olan İtalya’da yeni akımların nasıl karşılandığını soruyoruz; “Tabii bu geleneksel kültürün yerleşik olduğu yerlerde yeni akımların geniş yer edinmesi biraz daha zaman alabiliyor. Bu yerleşik durumun olmadığı yerlerde ise yeni akımlar daha hızlı karşılık bulabiliyor ve yerleşebiliyor. İtalya’da espresso her yerde. Her köşede espresso bulabilirsiniz. Fiyatlar da buna göre daha kontrollü oluyor.”

100 yılı aşkın süredir sektörde olan bir marka olduklarına dikkat çeken Stefano Caverzaschi, piyasanın gelişen her türlü ihtiyacını karşılayabilmek zorunda olduklarını vurguluyor; “Çok uzun ömürlü makineler üretmekle biliniyoruz. Yüksek performanslı, en yoğun saatlerde de rahatlıkla güvenebileceğiniz makineler. Günde 12-15 kilo kahve çıkartabilen modellerimiz var.

Makinelerimizde üçüncü dalgaya da uygun olarak, baristaların kahvelerini kişiselleştirebileceği özellikler sunuyoruz. Örneğin Etiyopya’dan, Kenya’dan, Kosta Rika’da bir haciendadan çekirdekleriniz var. Bunlara göre her kahveyi kişiselleştirebiliyorsunuz. Sadece derece değil, basınç profilleri gibi farklı özelliklerin kontrolleriyle de. Ayrıca ileri teknoloji makinelerimizde performansınızı kaydedebiliyor ve istediğiniz zaman aynısını tekrarlayabiliyorsunuz.

Esneklik ve tutarlılık... La Cimbali olarak her tür kahve için bardakta en iyi sonucu sunuyoruz.”