Her şey San Francisco’da Four Barrel isimli mekandaki bir barista ile başladı. Güneşli ve soğuk bir kış sabahıydı ve yine kahve ısmarlamak için sırada bekliyordum. Tezgaha yaklaştığımda barista beni meslektaş sandı ve yarışıp yarışmayacağımı sordu.

Tabii neden bahsettiği hakkında bir fikrim yoktu ama barista bunu anladığında yine de olayı bana anlatmaya istekliydi ve amatörler de yarışmaya katılabiliyorlardı.

Yakın bir zaman sonra, Göteborg’da, tesadüfen bir dönem beraber çalıştığımız, da Matteo’nun kurucu sahibi Matts W. Johnson ile temasa geçtim. Birden kendimi sabahları işten önce ve akşamları iş çıkışı da Matteo’nun laboratuvarını kullanırken buldum. Bir Linea classic, Mazzer Robur, Vallgatan espresso harmanı ve ben birçok terli saatler geçirdik. Bu süreçte yapılacak tüm hataları bir bir yaptım, mesela öğütücünün nasıl çalıştığını bilememek ya da espresso makinesinde yanlış tuşlara basıp sütü ortalığa saçmak gibi. Sonra da yarışmaya katıldım.

Yaptığım aptallık mıydı? Hayır. Saflık? Belki. Peki doğru karar mıydı? Kesinlikle, ve siz de aynısını yapmalısınız. Bunlar da nedenleri;

 

Yarışmak için 5 neden

  1. Öğrenmek için bir fırsat: Kahve hazırlama becerileriniz çeşitli uzmanlar tarafından değerlendirilecek ve size derli toplu bir geri bildirimde bulunacaklar. Nasıl öğrenmeyesiniz ki?
  2. Markalaşma: Henüz bir markanız olmasa da bu fırsatla markalaşmaya başlayabilirsiniz.
  3. Networking: Azimli profesyonellerle bir ağ oluşturma şansına erişeceksiniz.
  4. Mücadele: Kendinizi temel bilgilerin ötesine geçmeye zorlayacak ve geliştireceksiniz.
  5. Yenilik: Sürekli gelişme azmi size yeni konseptler, yeni tarifler, hatta belki de yeni yöntemler oluşturacak motivasyonu sağlayacak.

 

Kazanmak önemli mi?

Farkındaysanız nedenlerin arasında kazanmak yok. Bu bir yarışma olabilir fakat kazanmak tek amacınız, hatta asıl amacınız olmamalı.

Çoğu insan gibi ben de kazandığımdan çok kaybediyorum fakat bu sorun değil. Benim için bu, kendimi endüstrinin önde gelenlerine karşı ölçtüğüm bir benchmark testi, network kurma fırsatı ve endüstride deneyimli insanlara benim de azmim ve fikirlerim olduğunu gösterme şansı. Yarışmalar çevrenizi azimli ve derin bilgiye sahip insanlarla genişletip bunlardan faydalanma platformlarıdır.

Tabii ki kazanmak bir işe yaramaz demiyoruz, özellikle işletmeler açısından. Takımlarında yarışan kişiler olan işletmeler için de birkaç söz etmek gerek. Kazanan ya da sürekli yukarılarda bulunan baristaların çalıştığı işletmeler bundan oldukça faydalanır. Sadece daha çok ve geniş kitleden müşterileri çekmekle kalmazlar ayrıca en iyi baristaları da çekmeye başlarlar.

Bir de Dünya Barista Şampiyonalarını kazananlar var ki yıllar içinde çoğu, endüstrinin en önemli ve lider işletmelerini kurmuş kişilerdir. Mesela, Tim Wendelboe ve Coffee Collective. Yarışmalar, önemsenecek ve tatmin edici birşeylerin başlangıcı olabileceği gibi, bir marka yaratmanın ve güçlendirmenin de iyi bir yoludur.

İşin bu yönünü bir kenara bırakırsak, dediğimiz gibi, markası ya da uzmanlığı olmayan amatörler için yarışmalar kaybedilecek hiçbirşeyin olmadığı fakat kazanılacak çok şeyin olduğu etkinliklerdir. Ve bunların sizi nereye götüreceğini bilemessiniz.

Patrik Rolf Karlsson, Head of Roastery, Five Elephant, Berlin

[via: Perfect Daily Grind]