Barista şampiyonaları; global sponsorluk anlaşmaları, tanınmaya başlayan ünlü baristalar ve şimdi de performans arttırıcı ilaç dedikodularıyla beraber, bildiğiniz spor müsabakalarına dönüşme yolunda. Peki bu yolda baristaların peşinden gittiği ilaç ne? Hayır, alıştığımız sporcular gibi steroidler ya da hormon takviyesi falan değil. Beta blokör denilen ilaçlar.

Beta blokörler genelde tansiyonu düşürmek üzere reçeteyle satılıyorlar ve adrenalinin etkilerini bloke etme işlevi de görüyorlar. Rekabet esnasında, jüri karşısında heyecanlanmış olan baristaların hareketlerine daha hakim olarak içeceklerin hazırlanışı ve sunumunda hata yapmamalarına yardımcı oluyorlar.

Yıllardır aslında beta blokör kullanımı dedikoduları dolaşıyordu fakat 2017 yılında bu konular daha açıktan seslendirilmeye başlandı. Full Court Press Coffee sitesinde yayınlanan bir makale, Lance Armstrong gibi, yetkili kurumlar tarafından önce üzeri örtülen ve faydalanılan sonrasında ise hileci olduğu açığa çıkartılıp harcanan "sporcuları" örnek vererek konuya sağlam bir giriş yapıyor.

Makale, kahve dünyasından herhangi bir isim vermiyor ya da kullanımı somut şekilde örneklendirmiyor, hatta anonim şekilde dahi olsa baristaların söylediklerine yer vermiyor fakat iki şeyin olmasının zorunlu olduğunu vurguluyor;

İlki, World Coffee Events (WCE)'in hızlı davranması. Gelir geçer diye düşünülerek beklemede kalınmasının kabul edilemez olduğu söyleniyor. Proaktif davranılarak ve liderlik gösterilerek önünün şimdiden alınması salık veriliyor.

İkincisi ise, geçmişte yarışmış ve/veya şu anda yarışan kimseyi bu suçlamalarla itham etmemek gerektiği hatırlatılıyor. Sonuçta, suçluluğu kanıtlanana kadar herkes masum sayılıyor.

Bütün bu tartışmada bizce gözden kaçırılan ise, organize ve sistematik olarak doping kullanımının büyük reklam ve sponsorluk paralarının döndüğü alanlarda gerçekleşmesi. Bu tip alanlarda zaten devletler bu politikalarda yer alıyor ve dünyada otoriteyi ve yetkiyi elinde bulunduran denetleyici kurumlar o dönemki politikalarına göre bazı maddeleri doping bazılarını ise serbest addediyor ve pazarlamak istediği sporcuları serbest bırakırken harcamak istediklerini de cezalandırıyor.

Bu alanlarla karşılaştırılabilecek bir reklam ve sponsorluk hacmi olmayan ve bu şekilde örgütlenmiş kurumları bulunmayan kahve şampiyonaları dünyasındaki bu gibi dedikoduları diğer doping skandallarıyla aynı şekilde değerlendirmek çok da sağlıklı olmayacaktır. Bir taraftan da bu farklılık, tespit edildiği taktirde ilaç kullanımının cezalandırılması olasılığını da güçlendiriyor fakat bunun için de denetleme mekanizmalarının kurulması gerekiyor. 

Bakalım zamanla ciddiye alınacak bir boyuta gelecek mi bu durumlar, izleyip göreceğiz. Şu anda bu konu üzerinde herhangi bir çalışma yapılacağını öngörmüyoruz.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP