Geçtiğimiz senenin Ocak ayında göreve getirilen, Caffe Nero'nun CEO'su Ahmet Yanıkoğlu ile Sözcü konuştu. Bir süre önce "Kahve Evi" konseptini Bebek'te özenle hazırlanmış bir mağazayla hayata geçiren markanın CEO'su, kahve sektörünün içinde bulunduğu ekonomik durum hakkında bilgiler verdi ve tüketicilerin ne şekilde adapte olduklarını paylaştı.

 

"2018 yılında yaşanan ekonomik sıkıntılardan etkilenen sektörler arasında kahve sektörü de yer alıyor. Hatta bazı markalar aynı yıl içinde iki kez zam yaptı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Fiyat artışları bir tek kahve sektörünün konusu değil, bütün Türkiye’nin en çok konuştuğu konulardan biri… Aslında bakarsanız 2018 yılında yaşadığımız bu ekonomik krizle beraber büyük bir maliyet artışı yaşandı bütün sektörlerde… Hatta ÜFE ile TÜFE arasında 30 puanlara kadar fark oluştuğu aylar oldu. Yani maliyetler artıyor. Ancak bu tüketime yansıyamıyor. Yine de 2018 yılı ağustostan itibaren bütün iş dünyasının üzerinde olan büyük bir maliyet yükü var. Elektirikti, enerjiydi, suydu bütün bu giderlerde yüzde 45-50‘ye varan artışlar var. Son olarak asgari ücret artışıyla beraber önemli artışlar var ama bunların tüketici fiyatlarına yansıdığını söylemek tam olarak doğru değil.

Aynı zamanda Türkiye büyük bir özel tüketim daralması da yaşıyor. Son istatistiklerden görüyoruz ki özel tüketim harcamaları bazı konularda geriye de gidiyor. Dolayısıyla bu alanda ürünlerin artması çok da mantıklı değil. Firmalar maliyetleri çok artmasına rağmen maliyetlerin bir kısmını kendi kar marjlarından karşılarken, bir kısmını da bazı verimlilik tedbirleri alarak karşılamaya çalışıyorlar ve ondan sonra hayatta kalabilmek için yapmaları gereken minimum artışları yapmaları gerekiyor. Çünkü her artış tüketimde azalmaya neden oluyor. Fiyat artışı yapanların büyük bir zevkle yaptığı söyleyemeyiz. Mutlaka öyle yapanlar da vardır ama hepsi değil.

 

Müşterilerinizin tüketim alışkanlıklarında nasıl bir değişim oldu?

Gözlemlediğimiz en önemli şeylerden biri biz misafirlerimizi kaybetmiyoruz. Belki misafirlerimizin biraz frekanslarını azalttıklarını görüyoruz. Yani eskiden 5-6 kez bizim mağazamıza uğrayan misafirin belki onu azalttığını, 3’e düşürdüğünü görüyoruz. Önemli olan vatandaşın nereden daha çok kıstığı. Bu gibi ortamlarda da uzun iş hayatımdan kaynaklı epey bir krizin içinden geçmiş bir yöneticiyim. Oralarda da olduğu gibi bazen krizler firmaların kendilerini daha iyi ifade etmelerine veya değerlerini misafirlerin gözünde daha net biçimde ortaya koymalarına da neden oluyor.

Biz esasında başkalarından vazgeçip bizden daha az vazgeçmelerini sağlarsak bir yerde eski durumumuza göre büyümemizi de sürdürebilir durumda oluyoruz. Burada önemli olan bizim de bir azalma kaydetmemize rağmen, bizim işimizi tehdit edecek boyutta olmamasını sağlamak. Mümkün olduğunca müşterimizin sadakatini devam ettirmeye çalışmak.

 

25 yılı aşkın bir süredir birçok kriz atlattınız. 2018 yılının ekonomisini yorumlar mısınız?

2017 yılında Türkiye dopingli bir şekilde büyüme yaşadı. 2018 yılının başında daha ne kadar bazı göstergeler olumsuza dönmeye başlamış olsa da yine aynı trend de devam etti. Döviz kriziyle beraber bir anda bütün istatistikler neredeyse ters yönde değişti. Yine de senenin ortalaması artılar eksiler normal bir şey veriyor. Baş tarafı olumluca son tarafı son derece olumsuzca bir gösterge veriyor.

Esasında yapısal problemlerin gün yüzüne çıktığı bir dönem olarak görebiliriz. İthalata dayalı büyüme sisteminin artık pek de sürdürülebilir olmadığı ortaya çıktı. Artık olan oldu. Biz işletmeler olarak adapte olmaya çalışıyoruz. Kendi iş planlarımızı uyarladık. Ama esas isteğimiz geleceğe daha umutla bakabilecek. O yapısal durumları içeren istikrarı içeren ekonomik programların hayata geçmesi, onlardan biz de gerekli işaretleri alarak iş planlarımızı yapmak. Türkiye her zaman dinamik genç nüfusuyla bir büyüme, bir gelişme, bir iyileşme ülkesi olacaktır. Yani her türlü işin buna dayanması gerekir. Yanlış yatırımı artık pek tolere edecek durumda değiliz. Her türlü işletmenin doğru yatırımlarla doğru adım atması gerekir.

 

Karton bardakların zamlanması ürünlerinizde fiyat atışı yapmanıza etkisi oldu mu? 

Karton bardak esasında önemli bir maliyet unsuru… Biz de esasında diğer zincirlerden biraz daha farklı olarak özellikle porselenle servis etmeyi çok önemseyen bir zinciriz. Zaten bu konuda bir çabamız var. Şimdi o eforu daha da yükseltmek istiyoruz. Hem maliyet açısından hem de çevre açısından büyük bir yük getirdiğini düşünüyoruz. Çevreye doğrudan zararlı bir ürün olmayabilir ama yarattığı hacimle çöp miktarıyla hepimizin hassas olması gereken bir konu.

 

Dünya devi gibi bir firmayla nasıl rekabet ediyorsunuz?

Starbucks çok önemli rakibimiz. Türkiye’deki mağaza sayısı olarak da lider bir zincir. Aynı zamanda da markası itibari ile dünyanın dört bir yanında bilinen bir zincir. Özellikle de gelişmekte olan ülkelerde çok başarılı izler bırakan bir marka. Biz şöyle görüyoruz. Şimdi Türkiye’deki kahve evi piyasasının gelmiş olduğu boyut itibari ile aslında artık biraz farklılaşma dönemi… Yani bu zamandan sonra zincirler artık kendi pozisyonlarını almış durumdalar. Bundan sonra zincirlerin kendilerine has karakterlerini biraz daha öne çıkartıp misafirlerine onları tercih etmeleri için argümanları daha net olarak vermeleri gerekiyor.

Bizim de Caffe Nero olarak rekabet açısından gördüğümüz şey Caffe Nero’nun kendine has farklı karakterini daha net olarak ortaya koyup, o karakteri tercih eden misafir kalitesinde birinci tercih olmak istiyoruz. Bütün Türkiye’nin en çok tercih ettiği kahve evi olmamız imkansız ama bir karakteri olan, sunduğu şeyi net olarak ortaya koyan bir firmayız."

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP