Caribou Coffee’nin hikayesi eşine zor rastlanır türden bir hikaye. 90’ların başında Alaska’da Sable Dağı’na tırmanan Kimberly ve John Puckett çifti, türlü zorluklardan sonra zirveye ulaştıklarında önlerine Caribou adı verilen ve Alaska’ya özel olan bir ren geyiği sürüsü çıkıyor. Başarılı tırmanışın verdiği tatminin de etkisiyle Caribou geyiğinin ihtişamı çifti çok etkiliyor. Tırmanış sonrası gittikleri kahve dükkanında insanların kahveyi çok huzursuz ve mutsuz şekilde servis ettiklerini görüyorlar. O anda yaşadıkları duyguların da etkisiyle bir kahve markası kurup adını da Caribou koymaya karar veriyorlar. İlk dükkan 1992’de açılıyor.

Türkiye’ye giriş ise 2011 yılında Yıldız Holding ile Kuveyt menşeli Al Sayer Grup ortaklığında gerçekleşiyor. 2015’te tüm hakları Al Sayer Grup alıyor. Türkiye’nin yanı sıra tüm Ortadoğu yönetimi de Al Sayer Grup’a ait. Caribou Coffee pazarlama marka ekibi yetkilileri Seren ve Gizem Hanımlar, Al Sayer Grup'un, gıda alanı ötesinde Türkiye’de otomotivden teknolojiye birçok farklı alanda yatırımları olan büyük bir şirketler grubu olduğunu söylüyorlar.

Kendilerinden markanın hikayesini öğrendiğimiz Seren ve Gizem Hanımlar'a günümüz kahve sektörü hakkında ne düşündüklerini ve üçüncü dalga trendinin markayı nasıl etkilediğini soruyoruz; “Sonuçta biz çay tüketimi çok yüksek olan bir ülkeyiz. Pazarın büyümesiyle kahve tüketimi de artıyor. Dolayısıyla kahve alışkanlığını arttıran her türlü gelişme bizi memnun eder. Hem rekabetin artması da iyidir. İnsanlar sonuçta iyi hizmet almak istiyorlar, firmalar da iyi hizmet vermek istiyorlar. Sektör büyüyüp gelişirken biz de kendimizi geliştiriyoruz.”

Caribou Coffee markası, hem ABD’de hem de Ortadoğu'da sevilen bir marka. Bu coğrafyalardan bakıldığında Türkiye’nin nasıl göründüğünü merak ediyoruz; “Türkiye, bahsettiğimiz rekabetin de sonucu olarak kahve konusunda büyüme hızı ve pazar payı olarak Ortadoğu’da ilk üç ülkeden biri. Dolayısıyla küresel markamızın ABD tarafı da Ortadoğu tarafı da Türkiye’ye çok önem veriyor. Sonuçta burası büyük bir pazar, tüketimin ve rekabetin çok olduğu bir pazar. Gelişmekte olmasının yanı sıra beklentilerin de yüksek olduğu bir ülke. Caribou Coffee’den de beklentiler yüksek olduğu için biz de çok çalışarak buna karşılık vermeye çalışıyoruz.”

Caribou Coffee, Türkiye’nin her yerine yayılmış durumda fakat aceleci davranmaktan yana da değiller; “10'dan fazla ildeyiz, 70’e yakın şubemiz var. Bunların yaklaşık 33 tanesi İstanbul’da. Çok agresif şekilde büyümektense güzel noktalarda, gerçekten fırsat olan yerlerde emin şekilde büyüme hedeflerimiz var. Bu bakımdan kendimizi biraz niş konumlandırıyoruz. Rakiplerimizle birebir ürün eşleştirmektense çok geniş bir ürün segmentimiz var. Her müşteriye hitap edecek gıda ürünlerimiz var. İçeceklerde de yine aynı şekilde rakiplerimize göre çok geniş bir ürün yelpazemiz var.”

Fakat Caribou Coffee’nin en gurur duyduğu ve farklılaştığı nokta, Caribou’nun 4 olmazsa olmazı denilen başlıklar;

  • Günlük süt
  • Gerçek çikolata
  • Sıfır kalorili şekersiz şuruplar
  • Rainforest Alliance sertifikası

“Sadece günlük süt kullanıyoruz, bu sektörde çok önemli ve bunu bir tek biz yapıyoruz. Maliyeti çok arttıran ve operasyonu çok önemli birşey. Caribou Coffee’nin bulunduğu tüm ülkelerde bu böyle, 4 olmazsa olmazımızdan biri. Aynı şekilde sadece gerçek çikolata kullanıyoruz. Şuruplarımızda ise normal seçeneklerin yanında sıfır kalorili şekersiz şurup seçeneklerimiz de var ki bu da bize özel bir nokta.

Son olarak, çevreye duyarlı, kahve yetiştiricilerinin de haklarını koruyan, sadece etik şekilde kahve üretimi sağlanan ürünlere verilen Rainforest Alliance sertifikalı ürünler kullanıyoruz. Yine Caribou’nun olduğu tüm ülkelerde bu böyle. %100 bütün ürünlerinde bu sertifikaya sahip kahveler kulanan tek marka Caribou Coffee. Dolayısıyla ürünlerimiz gerçekten çok özel ve kaliteli. Bu yüzden biz kendimizi rakiplerimizden farklı konumlandırıyoruz ki zaten Caribou Coffee’nin olmazsa olmazları ister istemez markamızı böyle bir konuma taşıyor.”

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP