ABD'nin HBO kanalında yayınlanan ve büyük ilgi çekerek dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanı ekrana bağlayan mini dizi Çernobil, bazı tarihsel yanlışları ve uydurma olaylarıyla tartışmalara sebebiyet verse de birçok insanın o günlere dönerek hazin gerçekleri tekrar hatırlamasına da yol açtı. Bunların arasında ülkemiz için tabii ki en unutulmaz olanlar ise sembol haline gelen Kazım Koyuncu ve yetkililer tarafından o dönemki çay, fındık gibi tarım ürünleri etrafında gerçekleştirilen absürt mizansenlerdi.

 

"Bize radyasyondan madrasyondan bir şey olmaz"

Hürriyet'ten Zeynep Bilgehan, darbeci Kenan Evren'in sözünü hatırlatarak başlıyor değerlendirmesine; "(Bu) cümleyi Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, o korkunç kazadan sonra söylemişti. Bu sözden bir hafta sonra Almanya, yüksek oranda radyasyon içeren 62 ton Türk çayını geri yolladı. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Başbakan Turgut Özal’dı. Başbakan Özal, 'Yahu kardeşim, bu işi teknisyenler bilir. Bana ne soruyorsunuz. Yayıldıkça etkisi azalıyormuş' açıklaması yaptı.

Asıl endişe çay hasadından sonra başladı. Batılı kaynaklar, nükleer yağmurla yıkanan Karadeniz çayında yüksek miktarda radyasyon olduğunu ileri sürüyordu. Panik başladı, aileler çocuklarına çay içmeyi yasakladı. 6 Aralık 1986’da Cumhurbaşkanı Evren, 'Bize radyasyondan madrasyondan bir şey olmaz' dedi. Başbakan Özal, 'Azıcık radyasyonlu çay sağlığa faydalı. Korkmadan içilebilir, radyasyonlu çay lezzetli oluyor' esprisi yaptı. Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, kameralar önünde çay içti, demlenince çaydaki radyasyon oranının düştüğünü iddia etti. 

İşin şakası olmadığı 12 Aralık’ta gelen haberle anlaşıldı; Almanya’daki Türk çayları toplatılıyordu. Frankfurt’taki Battelle Enstitüsü’nün Türkiye’den 13 çay türünü inceleyerek hazırladığı rapora göre radyasyon oranı tehlikeliydi. 62 ton çay geri yollandı. Tarihler 24 Aralık’ı gösterdiğinde gizlenenin yalnızca radyasyon oranları değil koskoca bir radyasyon dalgası olduğu ortaya çıktı. Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Özemre, Doğu Karadeniz’in ikinci bir radyasyon bulutunun etkisi altına girdiğini fakat panik çıkmaması için bunun gizlendiğini itiraf etti.

İki ay sonra basına sızan bir rapor, çay tartışmasını yeniden alevlendirdi. Çaylarda radyasyonun demden suya geçme oranının TAEK iddiası gibi yüzde 1-3 değil, 65-68 olduğu anlaşıldı. Almanya’nın iade ettiği çayın İstanbul’da ÇAYKUR Fabrikası’na gizlilikle boşaltıldığı belgelendi. ÇAYKUR İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı Tarık Araslı, 'Bu çayların imhası söz konusu değil. Eski üretim çaylarla harmanlanıp piyasaya sürülecek' dedi. Ancak tepkiler üzerine 40 bin ton çay hakkında kararın beklendiği bildirildi. Tartışmalar Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun yeni başkanı Doç. Dr. Atilla Özmen’in, 1987 ürünü çayda çok az radyasyon belirlediklerini açıklamasıyla sona erdi.

O dönem basına sızan radyasyonlu çay raporunda imzası bulunan ODTÜ Kimya Bölümü’nden Prof. Dr. İnci Gökmen anlatıyor: 'Türkiye’de asıl etkilenen yerin Karadeniz olduğu sonbaharda çay hasadıyla anlaşıldı. Almanya’daki ölçümlerde çayın radyasyonlu çıkması üzerine halk panikle elindeki çayı bize getirdi. Radyoaktivitenin büyük kısmının deme geçtiğini gördük. YÖK, sonuçların açıklanmamasını istedi. Raporumuz Hürriyet gazetesinde yayımlanınca hükümet ‘Belli doz radyasyon sağlık sorununa neden olmayacaktır’ dememizi istedi. Sonunda ilgililer görevden alındı. Çayların toplatıldığına dair haberler okuduk. Ancak akıbetlerini tam öğrenemedik. Şu an bile depolarda olabilirler. Karadeniz’deki insanlar radyasyonu hem hava hem topraktan aldı. Çayla radyasyon etkisi tüm Türkiye’ye yayıldı."

 

"Tonlarca radyasyonlu çay ne oldu?"

Habertürk'ten Olcay Aydilek ise çayların beton bloklarla toprağa gömüldüğünü yazdı; "Çernobil felaketi sonrasında Türkiye’de toprağa gömülen tonlarca çayın izini sürdük. Ankara, İstanbul ve Rize’de 'güvenli alanlarda' beton bloklar içinde toprağa gömülen tonlarca çayda, radyasyon etkisi büyük ölçüde ortadan kalktı. Bu çaylar, 30 yıl daha toprak altında kalacak ve tümüyle radyasyon yönünden etkisiz hale gelecek.  Bu bölgelere, insan ya da hayvan canlıların erişimi ve çevreye zarar vermeleri söz konusu değil. Çaylar, tamamen yalıtılmış bir ortamda tutuluyor. Uzmanlar, bu çayların doğrudan radyasyona maruz kalmadığına işaret ederek, 'Yağmurun getirdiği etki söz konusuydu' dedi."

 

"Halkı kandırdılar"

Sözcü'den İsmail Akduman ve Can Mumay ise dönemin üreticileri ile konuştu; "O dönemi bugün gibi hatırlayan çay üreticisi Ali Akyüz gökten çamur yağdığını ve çayları gömdüklerini, fındık ürecisi Dursun Ayvaz ürünleri satamadığını dile getirdi. Trabzon Ortahisar Ziraat Odası Başkanı Mustafa Bekar, 'Halkı kandırdılar. Ama yıllar sonra etkileri ortaya çıktı. Hala daha devam ediyor' diye konuştu. Çay, fındık gibi tarım ürünleriyle birlikte deniz ürünleri ve dereler radyoaktif kirliliğe maruz kaldı. Kaza sonra toplanan çay ve fındığın büyük bir kısmı tüketildi. Bir kısmı da toprağa gömüldü. Bu dönemde yapılan toplumsal mücadelenin önde gelen ismi Kazım Koyuncu, 33 yaşında kanserden hayatını kaybetti. 

Samsun’da yaşayan o dönem fındık üreticisi olan 73 yaşındaki Dursun Ayvaz, Çernobil’in zararlarının sonradan ortaya çıktığını dile getirerek, 'Gerçekleri hiçbir zaman açıklamadılar. Bakan çay içince halkın bir çoğu güvendi. Yurt dışına fındık satamayınca radyasyonlu ürünleri bütün Türkiye tüketti. Yani halkı kandırdılar. Yıllarca radyasyonlu çay içip, fındık, balık yedik. Kanser hastası sayısı arttı. Sigara ve alkol hiç kullanmadım. Şimdi ben de kanserim. İki kardeşimi kanserden kaybettim. Çernobil’den sonra her şey değişti' diye konuştu.

Trabzonlu çay üreticisi 65 yaşındaki Ali Akyüz, Çernobil denince aklına kanserden hayatını kaybeden sanatçı Kazım Koyuncu’nun ve televizyonda çay içen bakanın geldiğini söyleyerek, 'Patlamadan sonra radyasyonlu bulutların ülkemize gelmemesi için dua ettiğimi hatırlıyorum. Ama kısa süre sonra yağmurlar, çamur yağdı. Bakanın televizyonda çay içerek halkı kandırdığı da kısa zaman sonra ortaya çıktı. Çaylar toprağa gömüldü. Unutmak kolay değil bunları. O günden sonra Karadeniz’in iklimi ve doğası tamamen değişti. Nezle olur gibi kanser oluyor insanlar' dedi.

Trabzon Ortahisar Ziraat Odası Başkanı ve aynı zamanda fındık üreticisi olan 64 yaşındaki Mustafa Bekar, Japonya’ya atılan atom bombalarının etkilerini bildikleri için Çernobil’deki patlamadan yöre halkının çok korktuğunu açıkladı. Çernobil’in Japonya’ya atılan atom bombasıyla aynı olduğunu dile getiren Başkan Bekar, 'Korku ve endişeyi yıllarca yaşadık. O zamanki bakanlar çıkıp çay içtiler. Hiçbir şey yok dediler. Hepsi göstermelikti. Bu olaydan sonra tabiatın dengesi değişti. Yetişen sebze ve meyvveler değişti. Fıdık bozuldu. Kimse fındık ve çay almak istemedi. İnsanlar fındık yemeye çay içmeye korktu. Uzun zaman çay içmedim. Fındık yemedim. Toprağın dengesi bozuldu. Sebze ve meyvelerin şekilleri bozuldu. İnsanlarda hastalıklar arttı. Her şeyin normale dönmesi için çok zaman geçmesi lazım' diye konuştu."

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP