Sebze meyve fiyatları son dönemde gündemi en çok meşgul eden konulardan biri. Türkiye’nin yerli sermayeli meyve suyu ve içecek markası Dimes'in CEO'su Ozan Diren, sektörün yüzde 20 küçülmesine yol açan ÖTV artışının meyve ağaçlarını kestirmesinden endişeli.

#İşiniAnlat'ta Haberturk.com Ekonomi Müdürü Naime Sert'in sorularını yanıtlayan Ozan Diren, "Tüketimin hızla düşmesi ağaç kesimlerine ve sahip olduğumuz kurulu kapasiteyi yok etmeye sebep olabilir" dedi. Habertürk, tarıma dayalı sanayide ÖTV olmaması gerektiğini söyleyen Diren ile meyve fiyatlarının nasıl düşebileceğini, meyve suyu sektörünü, etiketlerde trafik ışığı uygulamasını ve soğuk kahve çalışmalarını konuştu.

 

"Kurdaki hareketler sizi nasıl etkiliyor?

Bizim açımızdan kurun dalgalı olması yüksek ya da düşük olmasından daha zorlayıcı. Gelinen seviyenin kısa vadede ihracatı artırıcı ya da ihracattan elde eden karı artırıcı bir etkisi var fakat orta vadede maliyetlerin artışına da sebep oluyor. Biz şirketimizde döviz nakit akışını dengeleyerek ilerliyoruz.

1 Ocak 2018'den itibaren nektarlar, limonatalar ve meyve sularına yüzde 10'luk ÖTV getirilmişti, bunun sektöre ve fiyatlara etkisi ne oldu?

Geçen sene maalesef bence çok doğru olmayan bir kararla ÖTV geldi meyve suları meyve nektarları ve meyve içeceklere. Tahminim gazlı içekler ve aromalı içeceklerle birlikte meyve suyu kategorisine de artış yapıldı. Maalesef bizim normal maliyet artışlarının ötesinde yüzde 10 da tamamen ÖTV kaynaklı bir maliyet artışımız var. Bu yanlıştan da dönülürse aslında çok da fazla maliyet fiyat artışına gerek kalmayabilir.

Meyve nektarları ve meyveli içecekler dediğimiz yüzde 10 ve üzeri meyve içeren ürünler aslında yapısı itibariyle tarıma dayalı sanayi ürünleri. Dolayısıyla ülkemizde tarımı geliştirirken aslında tarıma dayalı sanayiye ÖTV koymamak lazım.

Meyve suyu sektörünün 2018 yılı ihracatı 300 milyon doları aştı. Sektörün ithalatı 30 milyon dolar bile değildir. İhracat rekorları kıran sektörler devasa ithalat yapıyor. Oysa bizim sektör tamamen yerli. O yüzden bu artışlar ağaçları kestirirse orta vadede ne tüketicinin lehine olur ne de üreticilerin. İnşallah meyve ithal eder duruma gelmeyiz.

Artan maliyetler ve meyve nektarlarına getirilen yüzde 10'luk ÖTV sonrasında bazı meyve suyu üreticilerinin meyve oranını düşürme yoluna gittiği ileri sürüldü. Bir içecekteki meyve oranının ne kadar olması gerekiyor?

Meyve suyu adı hem bütün kategoriler hem de yüzde 100 meyveden elde edilen ürünlere verilen ad. Meyveyi sıktığınızda çıkan suyu konsantre edip tekrar sulandırabilirsiniz. İçinde şeker ilavesi, asit ya da koruyucu yoktur. Her meyve suyu yüzde 100 yapılamaz. Örneğin şeftalinin yüzde 100'ü püredir. Bu ürünlere su ve şeker katarsınız. Meyveli içeceklerin meyve oranları yüzde 10'dur geri kalanı su ve şeker ile tamamlanır, gene meyve içerirler.

Bazı ürünler örneğin limonata yüzde 50 yapılamaz ancak yüzde 10 yapıldığında içilebilir, daha fazlası çok ekşi olur ama nektar değildir. Bir de aromalı içecekler var, içinde meyvenin aroması olur, meyve olmaz. Meyve suları ve nektarları besleyici kategoridedir. Diğerleri de eğlenceli ürün kategorisinde değerlendirilebilir.

Tüketiciler en çok hangisini tercih ediyor? Tüketim alışkanları nelerden etkileniyor?

Besleyici ürünlerde çok ciddi bir daralma görmüyoruz. Taze sıkma ürünler kategorisi hızla büyüyor. Biz orada pazar lideriyiz. Orada pazar payımız yüzde 56'lara geldi ve büyüyor. Ancak meyve nektarları ve meyve sulu içeceklerde ÖTV'nin ciddi negatif etkisi oldu. 2.5 litrelik bir gazlı içecekle 1 litrelik nektar aşağı yukarı aynı fiyatlara geldi. Tüketici gazlı içeceklere daha fazla kaydı. Meyveli içeceklerde de büyüme durdu.

Ambalajlı gıda ürünlerinde devreye girecek "trafik ışığı" uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Beslenme dediğimiz kompleks bir şey. Bu trafik ışıkları bildiğim kadarıyla şeker, tuz ve yağ özelinde renklendiriliyor. Ancak taze sıkma portakal suyu kırmızı iken light kolalı içecek yeşil olduğunda bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü meyve suyundan sadece şeker almıyorsunuz antioksidan, mineral ve lif alıyorsunuz.

Türkiye'de kişi başı tüketim ne seviyede?

Yıllık tüketim 11.5-12 litre seviyesinde. Bu oran Almanya'da 65 litre. Bize çok yakın Yunanistan'a baktığımızda orada 17 litre. Hala önümüzde yüzde 60'a yakın büyüme potansiyeli var.

Yeni bir ürününüz var soğuk kahve. Neden bu pazara girdiniz?

Soğuk kahve, içecek şirketine dönüşme vizyonumuzun bir parçası. Soğuk kahve pahalı bir ürün. 260 milyon liralık bir pazarı var ve bunun yüzde 80'e yakını ithal ediliyordu. Buna odaklandık, 1.5 sene uğraştık. Türkiye'de alüminyum kutuda sıfır hatayla soğuk kahve üretebiliyoruz. Piyasadaki hazır soğuk kahveler gerçek sütten yapılamıyor, Avrupa'da iki tesiste sütten soğuk kahve üretilebiliyor. Bir diğer tesisi de biz kurduk.

Bu ürünle kimleri hedefliyorsunuz, nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

İlk planda kendi markamızla pazarda yüzde 20'nin üzerinde pay almayı hedefliyoruz. Fason üretimler de yapacağız. İthal ürüne göre yüzde 25 fiyat avantajı sağlayabiliyoruz. Özellikle yakın çevremize Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Gürcistan, Azerbaycan, Irak ve Yunanistan'a ihracat yapmayı hedefliyoruz."

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP