dsm group, ülkemizdeki kahve etkinliklerinin başını çeken organizasyon. İstanbul Coffee Festival (İCF), halihazırda Türkiye'nin en büyük kahve festivali ve etkinliği olmasının yanı sıra, London Coffee Festival gibi marka etkinlikleri geride bırakarak katılımcı sayısı olarak dünyanın ikinci en büyük kahve festivali ünvanını da elde etti. Bunu da çok kısa süre içerisinde elde etme başarısını gösterdi zira İCF'nin bu sene dördüncüsü düzenlenecek.

İCF'nin yanında İstanbul Comics Art & Festival ve Coffee Weekend gibi etkinlikleri de düzenleyen dsm group'un kurucusu ve başkanı olan Alper Sesli'ye tüm bunların nasıl gerçekleştiğini, "deneyim ekosistemi" vizyonlarını ve festival ihraç etme planlarını sorduk. Kendisi bize detaylı ve bilgilendirici bir portre çizdi.

Gelin perdenin arkasına beraberce göz atalım.

 

Türkiye'nin kahve severlerine dsm group'u ve arkasındaki Alper Sesli ismini daha iyi tanıtmak istiyoruz. Alper Sesli'nin dsm group'tan İCF'ye süren yolculuğu nasıl başladı? 

dsm group’un kurucusuyum ve başkanlığını yürütüyorum. Sektörün en deneyimli ekibiyle ses getiren, yaratıcı pazarlama etkinliklerine imza atıyoruz. dsm group, 1994 yılından bugüne kadar bünyesinde yer alan dsm events, dsm training, dsm nolimits ve dsm mice şirketleri ile hem Türkiye’de hem de yurtdışında kurumsal şirketlere hizmet veriyor. Nike, Red Bull, Volkswagen, Hyundai, Fiat, Borusan Otomotiv, Coca Cola İçecek A.Ş. gibi çok uluslu ve Türk firmalara doğrudan pazarlama ve saha desteği sağlıyoruz. İstanbul Coffee Festival ise, dsm group’un bu yıl 4'üncüsünü gerçekleştireceği, Türkiye’nin nitelikli kahve sektörünü bir araya getirdiği örnek projesidir. 

İstanbul Coffee Festival’in öyküsüne gelirsek şunları söyleyebilirim; Avrupa’da başlayıp Amerika’ya yayılan ve ülkemizde de günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olan kahve, artık yemeğin üzerine içilen bir küçük fincan Türk kahvesinden ibaret değil. Kahvenin ambalajlı satışına ve dünya genelinde pazarlanmasına katkıda bulunurken, nitelikli kahve üretimine ve tüketimine odaklanmayan birinci dalgadan sonra, “kahve keyfinin” terim olarak pazara girmesini sağlayan ikinci dalga ve en nihayetinde tüm bu eksik kalmış akımlara bir perde çekip içilen kahvenin kökenini, yetişme koşullarını ve bizzat kahvenin kendisini sahneye süren üçüncü dalga kahve akımının, 90’lı yıllardan itibaren Avrupa, Amerika ve Japonya’da kendi yaşam tarzını ve kültürünü oluştururken, son yıllarda İstanbul’da da aynı şekilde hızla gelişerek genişlediğini gözlemledik.

Bu fikri baz alarak, İstanbul’da bulunan üçüncü dalga kahvecilerin ve geleneksel kahvecilerin bir arada olarak tüketiciyle buluşacağı İstanbul Coffee Festival’i hayata geçirdik. Hedefimiz, İstanbul’un kahve konusunda sunduğu potansiyeli ve aynı zamanda yeteneklerini, başarılarını tanıtmak, bir araya getirmek, bu kültürün her yıl buluşma noktası olmaktı. dsm group olarak bu hedefimize dünya çapında bir başarıyla ulaştık. Bugün İstanbul Coffee Festival, dünyanın en büyük iki kahve festivalinden biri konumuna ulaşmış bulunuyor. 

icf-kahvefestivali

Allegra Event'in Amerika ve Avrupa'da düzenlediği en prestijli kahve etkinliklerinden sayılan 3 büyük festival sizin için bir esinlenme kaynağı olmuştur herhalde. İCF’nin de web sitesinin bu öncü festivallerle bazı biçimsel benzerlikleri var. Sizce dünyada İCF’yi diğer kahve festivallerinden ayıran en karakteristik özelliği nedir? 

Etkinlik sektöründe başarılı bir organizasyon; iyi içerik, iyi bilgi paylaşımı, iyi markalar ve iyi eğlence unsurlarının bir araya gelmesiyle oluşur. Bu konuda dünyanın önde gelen kahve üreticileri ve Avrupa’daki 3. dalga kahve markalarının da katılımını sağlayan İCF olağanüstü fırsatlar yarattı açıkçası. İlk festivalde kahve dükkanı olmayan bir marka bugün festivalle başlayan süreçte İstanbul, New York ve Dubai’de aynı marka ile kahve dükkanlarına sahip. İstanbul’da doğan bazı markaların uluslararası görücüye çıkması, işlenen çekirdeğin ithalatı değil katma değerli işlenmiş halde ihracatı konuşulur oldu. İCF, küçük markaların binlerce yeni kahve severle tanışmasına ve markalarını bu kitleye ifade etme şansını yarattı. 

Günümüzde nitelikli kahve sektörü yeni oyuncular, farklı, yenilikçi ve sürdürülebilir olmaya aday konseptlerle hızlı bir gelişim içinde bulunuyor. İstanbul Coffee Festival, bu gelişime ciddi katkı sağlayan organizasyonların başında geliyor. Kahve ve sıcak su işbirliğiyle hazırlanmış nitelikli kahve, kahve yanı lezzetler, tasarım, sanat, müzik ve en önemlisi kahve eğitimlerini kapsayan bir organizasyon gerçekleştiriyoruz. İstanbul’un, son birkaç yıldır yaşamakta olduğu bu heyecan verici kahve yolculuğu, hızla dünyanın en gelişmiş kahve şehirlerinden biri haline gelmeye aday olduğunu gösteriyor.

Farklı demleme çeşitleri, menşei belli çekirdekler, doğal üretim ve çiftçilerin hakkının korunduğu “Adil Ticaret Kültürü”ne saygı duyan bambaşka bir jenerasyon ve başka bir kültür. Dünyada on yıldan bu yana devam eden 3’üncü nesil kahve akımı ile kahve tutkudan daha çok bir yaşam tarzı haline geldi. Bu değişime öncülük eden organizasyonların başında İstanbul Coffee Festival geliyor. 

Bu bağlamda Allegra'nın ilk eventi olan London Coffee Festival, doğal olarak tüm yerküre üzerinde bir esin kaynağıdır ve takdir edilecek bir etkinliktir. Fakat ICF; LCF'den çok ciddi karakteristik dokularla ayrılıyor. Bu bağlamda aynı markanın NYC ve Amsterdam projeleri bizden sonra vücut bulmuş projelerdir. Aradaki keskin farkları konuşmak adına kısaca bir göz atarsak;

  1. Etkinliklerimizde ortalama 24 canlı konsere ev sahipliği yapıyoruz. Çok ciddi sayıda müzisyene ev sahibi olduk. Genç ve yaratıcı gruplara her zaman sahnemiz açık. Onları ciddi anlamda destekliyoruz ve kahveyi müziksever bir kitleyle buluşturuyoruz.
  2. İCF, kendi büyüklüğünün dışında iyi kahve adına Coffee Weekend isimli diğer jenerik markasıyla farklı bir uygulamaya da ev sahipliği yapıyor. Bu yıl 3 farklı Coffee Weekend etkinliği yine sahada olacak.
  3. “istcoffeefest” isimli dergimiz ilk yıldan itibaren ortalama 40 sayfa sayısı ve 20.000 civarında baskısıyla ücretsiz dağıtılan, ciddi bir bütçe ve emek projesi. Bizde olan bir çalışma.
  4. Sanata ciddi destek veriyoruz. Festival ilk yıllarından bu yana yerli ve yabancı 100'ün üzerinde sanatçıya ev sahipliği yaptı. Bu noktadan bakınca sanatın da ciddi mekanlarından biriyiz.
  5. Ülke koşullarımızın çok üzerinde bir emekle, dünyanın her kıtasından ciddi isimleri kendi bütçelerimizle festivalimize getiriyoruz.
  6. SCA'nın Türkiye kahve şampiyonalarına ciddi anlamda bütçe ayırarak ev sahipliği yapıyoruz.
  7. Yine ciddi bir yaklaşım örneği olarak tasarımcılara verdiğimiz destek var.
  8. Diğer bir yaklaşımımız ise kendi topraklarımızın Türk kahvesi başta olmak üzere geleneksel kahveciliğe verdiğimiz ciddi destek. (Mırra, dibek, dövme kahve vb.)
  9. 2 dakika kahve konuşuyoruz projesi ise, sponsorsuz olarak yine İCF bütçelerinden yaratılmış ciddi bir video dokümantasyon ve kaynak çalışmasıdır.

Bu bakımlardan yerküre üzerindeki tüm diğer eventlerden çok keskin anlamda ayrılıyoruz. Aradaki fark için bir LCF ve İCF ziyareti aslında farkları ortaya koyar. Web karakteristiği ise aslında 3. dalganın yerküre üzerindeki genel karakteristiğine benziyor. Bu da aslında kaçılabilecek bir yaklaşım değildir.

 

Siz marka deneyimi ve tüketici deneyimini, yani iş dünyası ile bireysel tüketici dünyasını buluşturduğunuz "deneyimler ekosistemi" olarak adlandırdığınız bir etkinlik formatı izlediğinizi aktarıyorsunuz. Dünyada kahve gibi bazı sektörlerde endüstriyel ile ev içi kategorilerinde bazı iç içe geçmelerden söz edebilir miyiz? Sizin başarınız, aslında bu değişimlere gösterdiğiniz, “deneyimler ekosistemi” gibi yenilikçi yaklaşımlarda mı gizli? Başarınızın sırrı nedir? 

Aslında uzun yıllardır “marka deneyimi artı tüketici” deneyiminin bir araya geldiği yepyeni bir etkinlik yapısı üzerine çalışıyorduk. İsmini “deneyim ekosistemi” olarak adlandırdığımız; yaklaşımını, içeriğini, kurgusunu, öyküsünü her şeyini bizim temalandırdığımız yepyeni bir pazarlama platformu sunduk ülkemize. Burada tüketici ile markaların ortak deneyimlerinin yaratıldığı çoklu iletişim kanallarının bütünü devrede. Aynı anda hem dijital, hem analog, hem tat, hem görsel, hem işitsel, hem koku, hem bilgi. Geleneksel etkinlik ve 360 derece pazarlama esaslı teorileri bu ekosistem ile dönemin dışına ittik.

Tam da bu noktada deneyim ekosistemi ile reklam verene, markalara ve şirketlere, gerek dünyada gerek ülkemizde yepyeni bir fırsat sunuyoruz. Bu nedenle bizden kopyalanan projeler bu kurguya kafa yormadığından dolayı fuar ve okul kermesini geçemeyen bir çizgide kalıyor. Bu bağlamda İstanbul Coffee Festival (İCF), Coffee Weekend (CW), İstanbul Comics & Art Festival (İCAF) çok yüksek etkileşim yakaladı tüketicisiyle. Bu da markalar için olağanüstü bir fırsat yarattı. 

Tüm tüketim odaklı büyük penetrasyonlara sahip endüstriler günün sonunda işin ticari kanal ve tüketici kanallarının entegrasyonuna kafa yoruyorlar. Endüstrinin efsane markalarının ev tipi makineler üretiyor olması ve bunları satışa koymuş olması da bunun göstergesi. Fakat iyi kahve demlemek için ev tipi cihazlardan öte iyi kahve ve iyi suya ulaşmanız öncelikli konu. Bu bağlamda gerçek lezzet; iyi ve yeşil çekirdekten başlayan, adil ticaretle vücut bulan, ardından sağlıklı nakliye, ehil ve yetenekli kavurmacının dokunuşu, doğru miktarda doğru ürünün doğru öğütülerek işinin piri bir barista tarafından size sunuluyor olmasıyla, mutlak bir organik bağla oluşuyor. Yine bu bağlamda ev tüketiminde buna meraklı bir tüketicinin her şeyi evde yapabilme şansı mevcut. Sadece lezzeti kovalayanlar içinse iyi makineler büyük rahatlık. Yani kahve işinde çok iç içe, öte yandan bağımsız fırsatlar da sunan bir lezzet derinliği söz konusu. 

Gelelim Türkiye’ye. Türkiye’de kahve sektörü yeni gelişiyor. Zincirler, etkinlikler derken, kahve sektörünün kendine ait STK’ları dahi oluşuyor. Tabii bizim gibi kendine ait medyası da. Fakat bir yanıyla bu hızlı büyüme, bazı kırılganlıkları da getiriyor. Siz Türkiye’de kahve festivali ve etkinliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Beğendiğiniz bir etkinlik var mı? 

Aslında sektörde nitelikli yapılan her işin sektörü büyüttüğü gerçeği yadsınamaz. Büyüyen sektörün ağabeyi durumuna gelmiş İCF ise birçok ortak üretim yaklaşımına, açık bir dile sahip. Fakat öte yandan hiçbir nitelik kaygısı olmaksızın yapılan işlerin de sektörü geriye götüreceği çok aşikar.

Beğendiğimiz etkinliklere gelince, 3. dalganın iyi oyuncularının sıkça yaptıkları tüm etkinlikleri beğeniyoruz ve destekliyoruz. Örneğin Bean Beat Bite, çok beğendiğim kurgulardan bir tanesi. Yaklaşan Latte Throwdown, güzel bir iş çıkacağının işareti. Bunların hepsinde nitelik arayışı ve kültür kavimleri aidiyeti var. Bu nedenle beğeniyorum.

Adını burada sayamadığım çok sayıda etkinlik de bu bağlamda mevcut. Fakat ülkemizde altı gittikçe ve süratle boşaltılan festival kelimesinin altındaki işlerde beğendiğim iş neredeyse yok (kahve, lahmacun, makarna, çikolata vb.). Kimse bu kurguda tüketiciye ne sunduğunu değil, İCF'nin yakaladığı noktayı nasıl yakalayacağını değil, günün sonunda ticari karlılık olarak nereye gideceğine odaklı. Bu rüzgarda ne yakalarım derdinde. Doğal olarak bu da bir sonuç üretmiyor.

Şunu da itiraf etmek lazım; dsm group 24 yıllık sektörel gücüne sahip olmasa kendi projelerini üretemezdi. En azından finansal olarak zarar etmeyi göze alıp yola çıkamazdı. Bu arada kahve dışında yeme tarafında ve mixology tarafında ise tek kelimeyle enfes işler yapılıyor Türkiye'de. Onları da takip ederken büyük keyif duyuyorum.

 

Her gelişen sektör için etkinlikler çok önemli. İCF’nin başarısı, bir yandan kahve etkinlikleri düzenlemek isteyen diğer girişimci firmaları ürkütüyor diyebiliriz. Ankara’da sizin düzenlediğiniz Coffee Weekend ile beraber 4 festival olmasına rağmen İstanbul’da teksiniz. Türkiye ve İstanbul’da rekabete yaklaşımınız nasıl? Mesela İstanbul’da kahve festivali sayısının artmasını ister misiniz? 

Bir önceki soruda buna cevap verdiğimi düşünüyorum. İstanbul Coffee Festival, net bir şekilde nitelikli rekabete tam destek veriyor ve alkışlıyor. Fakat öte yandan, nitelik üretmeyen yaklaşımlara da gerektiğinde en net cevabını sunuyor.

Ankara’da ise aslında tüketicinin tam olarak ne talep ettiğini ortaya koyamamış bir trafik var şu an. Biz de Ankara Coffee Festival ile kendi üslubumuza uygun bir etkinlikle orada olacağız. Sonrası tüketicinin kararı. Severlerse kalıcı oluruz, sevmezlerse çekiliriz. 

İstanbul'da ise İCF varken başka kahve festivallerinin olmasının çok da geçerli bir durumu yok. İCF tek başına, o kısacık 4 gün içinde katılımcı markaların ortaya koyduğu yatırımla, 96 saat içinde milyonlarca TL büyüklüğünde bir ekonomi yaratıyor (gittiği bölgede ve yansımaları anlamında). Bu kadar büyük bütçeli giriş yapmak için henüz ekonomi anlamında bir büyüklük ve olgunluk yok. Kişi başı tüketimde 2.5 kg aşıldığı andan sonra, bu belki konuşulabiliyor olacaktır. Fakat öte yandan, festival dışında kahve odaklı o kadar nitelikli iş fırsatı var ki İstanbul’da, bu alanları niçin birileri doldurmuyor, niye girmiyor yatırımcılar diye düşünmekten de kendimi alamıyorum.

icaf

Biz hem Türkiye’de kahvenin sektörel kısmının nabzını tuttuğumuz, hem de dünyadaki kahve kültürünü takip ettiğimiz için İCF’nin sayısız başarısı ve iyi özelliklerinin yanında en yaygın eleştirileri de görebiliyoruz. En çok karşılaştığımız İCF’nin kahvenin sektörel kısmına, son tüketici kısmına verdiği kadar önem vermediği oluyor. Bunun içinde profesyonel ilişkilerin geliştirilebilmesi için daha uygun bir ortam ve SCA yarışmalarının İCF’deki yerinin daha merkezi olması gibi gereklilikler dillendiriliyor. Bir sonraki festivalde bu yönde planlar var mı? Yoksa bunun Türkiye pazarının şu anki niteliklerini mi yansıttığını düşünüyorsunuz? 

Aslında tam da burada bambaşka bir yaklaşım için çalışıyoruz. Kısmet olursa gerek barista dostlarımız, gerek sektör profesyonelleri için ciddi çalışmalarımız var. İlk etkinliğimizi yakında anons ediyor olacağız. Bu konuda sektörün değerli tüm katılımcı ve sürükleyici markalarından görüş alıyoruz ve sürekli yenilenmeye çalışıyoruz. 

Şunu asla unutmamak gerekiyor; tüketici oluşmadan, tüketiciyle doğru iletişimi kurgulamadan profesyonel yatırımcılıktan bahsedemeyiz (pastane geleneği, ya da kıraathane geleneği dışında). Önce talep oluşmalı. Herkes talebin tamam olduğunu düşünüyor, fakat bence gidilecek çok yol var. Özellikle nitelikli kahve tarafında. Bu nedenle önceliğimiz tüketici. Fakat profesyonel taraf için ve baristalar için de az önce söylediğim gibi somuta dönmek üzere çalışmalarımız mevcut.

İthal bir ürün olan kahve, bu topraklarda nitelik kazanarak gerek marka pazarlaması gerek nitelikli kahve ihracatı gerekse hizmet endüstrisi ihracatı anlamında ciddi bir ekonomik hedef oluşturmaya başladı. İCF ile başlayan marka ve hizmet ihracatlarının ciddi katkısı söz konusu. Biz burada doğru bir kurgu ile sektör için birleştirici oyuncu olacağız.

SCA şampiyonalarında ise nasıl daha merkezi olunur, açıkcası bilemiyorum. İlk festivalde binanın en görkemli yeri olan çatı alanı yarışmanın merkeziydi. 2. festival, en güzel ve dev bir alanı kapatarak oluşturulmuş devasa bir perondu. Son olarak KüçükÇiftlik Park’ta ise hemen solda ve en ayakaltındaki noktadaydı. Bu bağlamda organizasyonun yeterince kalbinde yer aldı.

Fakat eğer sorunuz şu ise, “Gelenler buna daha çok nasıl dahil olurlar?”, işte o konuda SCA ile görüşmelerimiz var. Belli noktalarda daha yoğun, belki finallerin şampiyona alanına doğrudan sunulduğu çalışmalara ve olasılıklara bakıyoruz ve çalışıyoruz. Bu konuda tek sunucu taraf olamıyoruz doğal olarak. SCA Türkiye yönetiminin yaklaşımı ve konu hakkındaki görüşleri de bizler için bağlayıcı. 

 

İCF 2017’nin tarihi ve yerini açıkladınız. Bunun dışında bizlere bir ön haber olarak verebileceğiniz, öne çıkan bir şeylerden bahsedebilir miyiz? 

Bu yıl kahvenin yaşam döngüsü ön planda olacak. Özellikle 3’üncü nesil kahve akımının önde gelen markalarını ve bu akıma bağlı yaşam kültürünü tek çatı altında toplayan İstanbul Coffee Festival’de, İstanbul’un önde gelen nitelikli kahve dükkanları, çekirdek kahveciler, kahve makinesi üreticileri, kahve yanı lezzetleri ve tasarım ürünleri yer alacak. Festival kapsamında; tadımlar, eğitimler, workshop ve seminerler, evde demleme teknikleri, konserler ve canlı sanat performanslar gerçekleşecek, dünyanın farklı ülkelerinden gelen kahve eksperleri, deneyim ve bilgilerini profesyonel katılımcılarla paylaşacak. 

İCF artık mekan ile anılan değil, (İstanbul’da sürdürülebilirliğinin olmadığı ortaya çıkmıştır) içeriği ile konuşulan ve sevilen çatı etkinlik olmak yolundaki kararlığında yürüyecek. Nitelik üretemediğimiz gün, çok açık söylüyorum çekiliriz.

kahve-weekend1

dsm group, İCF’nin başarısının ardından yurtdışında da festival organizasyonları için davet alıyormuş. Allegra Event gibi dsm group da farklı coğrafya ve metropollerde neden olmasın? 

Biz de öyle düşünüyoruz. Çünkü dünyaya festival ihraç edecek güce sahibiz. Çeşitli ülkelerden de talepler alıyoruz. Tek ihtiyacımız projeyi ayağa kaldıracak ciddi marka ve devlet destekleri. Bunlar için de çalışıyoruz. Her projemiz için isimleri dahil, bölgeleri, hatta olacağı yere kadar detaylı çalışmalarımız mevcut.

Öte yandan, son iki yılda oyuncusu olduğumuz endüstrideki hızlı ekonomik çöküş, markaların satın alma yaklaşımları, vadeler, öz sermaye erimesine bağlı dış finans maliyetleri, terör gibi birçok konu şirketleri çok ciddi bir sınıra yaklaştırdı. Sektörü bırakan çok eski markalar var. Bu bağlamda yurtiçindeki kararlı tavrımız devam etmekle birlikte, yurtdışında iki destinasyon hariç diğerlerinde devlet desteği olmadan adım atmamız kolay gözükmüyor. Seçtiğimiz bu iki destinasyonla işe başlayacağız 2018’de. 

 

Türkiye’nin yakın zamanda içinden geçtiği zor dönemin ardından, yurtdışında böylesine etkinliklerin devlet desteği olmadan düzenlenmesi zorluğundan bahsediyorsunuz. Ama şimdiden öne çıkan iki destinasyonun sözünü ettiniz. Neresi bunlar, şimdiden Coffee.Digital’den haberini verebilir miyiz?

Açıkçası henüz kesinleşmemiş, fakat üstünde çok ciddi çalıştığımız projeler bunlar. Arap Yarımadası, Pasifik Asyası, Afrika ve ABD ile İngiltere hedef ülkelerimiz. Her biri için ayrı yaklaşımlar, ayrı kurgular var. Yapmaya karar verdiğimiz an sizlerle paylaşıyor olmaktan büyük keyif alacağız. Yola çıktık!

 

 

Alper Sesli'ye zamanı, detaylı ve bilgilendirici cevapları için teşekkür ediyoruz. Eylül'de dsm group festivallerinde görüşmek üzere!

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP