Şu durumu bilirsiniz; bir kafede masalara dağılmış insanlar, bazıları laptopunda işlerini görüyor bazıları elinde telefonuyla ilgilenmekte, hatta belki bazıları aynı masada olmasına rağmen böyle. Belki yer dahi bulamaycak kadar kalabalık bir mekan fakat hafif müziğin dışında kafede çıt dahi çıkmıyor, herkes önündeki cihaza gömülmüş, ara ara kahvelerini yudumluyorlar.

Kafelerin muhabbet etme, sosyalleşme merkezi olmaktan çıkmaya başlayıp insanların çalışmak için ya da internette zaman geçirmek için gittikleri yerlere dönüşmesine karşı internet bağlantısı bulundurmayan kafeler yavaş da olsa çoğalmaya başlıyorlar.

BBC Türkçe'de yayınlayan bir makaleye göre, "Hızlı internet bağlantısı nedeniyle insanlar ofis ya da ev yerine bu mekanlarda çalışmayı tercih ediyor. Böylece civarındaki halkı bir araya getirmek, sosyalleşmelerini sağlamak yerine kahve içilen ofis işlevi görüyor kafeler."

no-internet

Dünyanın her yerinde, mobil cihazların da etkisiyle genel olarak internette geçirilen süre hızla ve çokça artıyor, "Bu trendi tersine çevirmeye çalışan girişimler kafeleri yeniden eski işlevlerini yapar hale getirmeye çalışıyor: Canlı entelektüel tartışmaların yapıldığı, insanların sosyal etkileşimde bulunduğu yerler.

Eskiden kafeler ev ve işyerinin ardından insanların arkadaşlarıyla görüşüp sohbet ettiği "üçüncü mekân" durumundaydı. 'Üçüncü mekân' tanımını ilk kez 1989'da yayımlanan The Great Good Place adlı kitabında Ray Oldenburg kullanmıştı. Kitapta kafe, pub, meydan, birahane gibi yerlerin bireylerin ve genel olarak toplumun ruh sağlığı açısından ne kadar önemli olduğuna değiniliyordu.

'Bu tür yerlerden mahrum insanlar kendilerini kalabalık içinde yalnız hisseder' diyor Oldenburg. 'Teknolojik ilerlemenin öngörülebilir tek sosyal sonucu insanların birbirinden uzaklaşmasıdır.'

Oldenburg, kitabında halkın rahatça toplandığı bu tür yerlerin sağlıklı medeniyetler açısından gerekli olduğunu söylüyor. Aksi halde bir topluma mensup olma duygusu kaybolur. Sosyal varlıklar olarak insan ilişkisine ihtiyacımız var ve internetsiz kafeler ya da 'üçüncü mekânlar' bu ihtiyacı karşılıyor."

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP