• KATEGORİ
  • Kafeler Geleneksel Yaşam Foto Galeri
  • YAZAR
  • Nezahat İşbilir Yüceışık
  • Yeditepe Üniversitesi'nde profesyonel çalışma hayatına devam etmekte olan yazarımız için yemek ve kahve ayrı bir hobi. Biraz vintage esintisi, yaşanmışlık kokulu objeler, çuvallar, hasır iplerle harmanladığı kahve kompozisyonlarını @vintagebakerycoffee Instagram hesabında paylaşıyor. Seyahat, kahve, yemek fotoğrafçılığı, onun için hazzı gittikçe büyüyen kocaman bir dünya.

Bugün sizi İstanbul’un karmaşık havasından kaçırıyorum ve İstanbul’da olup da kendimizi çok başka yerlerde hissedeceğimiz canım Heybeliada’ya çeviriyorum rotamızı…

Ada denilince her ne kadar Büyükada gelse de akıllara, Prens Adaları’nın belki de en yeşili Heybeliada. Masmavi denizi, yemyeşil doğası, kendine has coğrafik yapısı ile adalar içerisinde en sevdiğim… Sabahın erken saatlerinde bir çay bir de çıtır simitle vapura adım attığınız anda içinizi bir ferahlık sarmaya başlıyor. Asırlar öncesine dayanan geçmişi, tarihe tanıklık eden binaları, her kapı önünde sizi selamlayan rengarenk çiçekleri ile karşılıyor ada!

Heybeliada’da yapılacak pek çok etkinlik var. Faytonla adayı turlayın, bisiklet kiralayıp doğanın kokusunu içinize çeke çeke keyif yapın, denize girin, huzurlu, sakin bir yürüyüş yapın, bol bol fotograf çekin ve yorulduğunuz anda durun çünkü sizi şirin mi şirin bir mekânla tanıştıracağım; Luz Cafe&Shop.

luz cafe 8 (Medium)

Adanın en sevimli sokaklarından birinde, kareli örtülerle bezenmiş masaları ile göz kırpıyor Luz Café… Uzaktan bile o kadar doğal, o kadar eski kokuyordu ki beni çekmesi çok da zor olmadı. İçeriye girdiğiniz anda tabiri caizse tam olarak da anneanne evi! 

luz cafe 7 (Medium)

Hani çocukluğumuzda üzerinde tepindiğimiz saçaklı koltuklar, o zamanlar belki de ne olduğuna anlam veremediğimiz dikiş makineleri, türlü türlü büfe süsleri, eski telefonlar, radyolar, el emeği göz nuru antika eşyalarla dolu ufak bir müze havasında…

luz cafe 1 (Medium)

Kendimi bildim bileli geçmişe hep bir merakım olmuştur. Eski eşyalar, yaşanmışlık kokan objeler, bir zamanlar birilerinin sofrasına eşlik eden yemek tabakları, eski dergiler, ferforje sandalyeler, emek kokan el işi sandık eşyaları hep bir çekmiştir beni. İşte tam da bu yüzden Luz Café benim için uzunca zamandır nefes alma yeri.

luz cafe 2 (Medium)

Tabii sadece dekorundan değil bir de taze çekilmiş kahve kokusundan bahsetmek gerek… İçeriye girdiğiniz anda buram buram damla sakızlı kahve kokusu sarıyor tüm bedeninizi. Tatlı, tuzlu hepsi birbirinden lezzetli görünen kekler, pastalar genç bir şef elinden çıkıyor. Kendisi de mekân kadar sıcak ve samimi olunca haliyle vazgeçilmez oluyor burada vakit geçirmek.

luz cafe 4 (Medium)

Tatlıları günlük olduğu için günlük olarak değişiyor kara tahtanın menüsü de. Hepsi birbirinden lezzetli görünen tatlılar arasında karar vermek epeyce zor olsa da benim kararım her seferinde aynı; Çikolata Soslu Brownie! Tam da hâyâl ettiğim gibi hatta hayallerimin çok daha ötesinde bir lezzet. Ben her ne kadar sert bir filtre kahveci olsam da damla sakızlı türk kahvesi kesinlikle denenmesi gerekenler arasında. Bir de farklı olarak filtre kahveyi de sakızlı sunuyor olması değişik tatlar arayanlar için birebir. Ha bir de yazın sıcağında sizi serinletecek bir limonatası var ki gerçekten leziz…

luz cafe 3 (Medium)

Bu arada Luz Café aynı zamanda küçük bir alışveriş için de tercih edilesi. Adaya geldiniz tüm gün gezdiniz yoruldunuz, kısa bir mola verip hem bir kahve içiyorsunuz hem de eşinize dostunuza hatıralık hediyeler alıyorsunuz. E daha nolsun!

luz cafe 6 (Medium)

İster hafta içi düşürün yolunuzu ister hafta sonu. Alın elinize kitabınızı, kurulun o eski püsküllü kanepeye. Hafif hafif kulağınıza gelen ezgiler eşliğinde bir yandan kahvenizi yudumlarken bir yandan da dalın gidin o eski hatıralara…

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP