Stanford İşletme Enstitüsü’nde pazarlama profesörü olan Baba Shiv, beyindeki nöronal yapıların karar vermeyi nasıl etkilediği üzerinde çalışmalar yürüttü ve insan yaratıcılığını teşvik eden, destekleyen konular üzerinde yaptığı bu araştırmada ilginç bir konuya değindi.

Ontrava'da yer alan habere göre, yaratıcılığa ilham veren ya da bunun tam tersi bizleri sınırlayan bir yönün, içtiğimiz kahve ile de ilgisi olabilir.

Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen kahve, eminiz ki çoğumuz için bizi uyandıran, güne başlatan bir rutin, gün ortası kaçamağı gibi manalarda kodlanmıştır; ancak bize iyi geldiğini bildiğimiz kahvenin, yaratıcılık ile ne ilgisi var demeyin.

Araştırmasına göre kahveyi ”fizyolojik bir pantolon” gibi adlandıran Shiv, günün verimine göre kahvenin de etkisinin farklı yönlerde gelebileceğini iddia ediyor. Aslında denklem çok basit: Eğer zihninizin yaratıcı bir çerçevesindeyseniz, içeceğiniz kahve o an sizi daha yaratıcı kılacaktır. Ancak eğer stresli veya endişeli bir anınızdaysanız kahve o an içinde bulunduğunuz duygu durumunu güçlendirecek, sizi daha gergin yapacaktır.

Günün saatini en önemli faktör olarak düşünün. Gergin olduğunuz bir anda, önemli bir toplantı ya da görüşme öncesinde içeceğiniz lattenin size iyi gelebileceği düşüncesini bir kez daha gözden geçirin.

Peki kahvenin iyi etkisini alıp, kötü etkisini nasıl engelleriz?

Kendinizi üretken hissettiğiniz anlarda kahve size epey bir yardımcı olacaktır. Bunu hissettiğiniz anda bir yenilikçinin zihnine en iyi gelebilecek şey tabii ki güzel bir kahve olacaktır. Ama kendinizi kötü/gergin hissettiğiniz durumlarda soluğu kahvede almak yerine, alışkanları değiştirip ferahlatıcı bitkisel kokular, küçük temiz hava yürüyüşleri ile zihninizi stresten arındırabilir, yaratıcı kimliğinizi güçlendirebilirsiniz.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP