Vücudumuzun işlevsel kalıp normal fonksiyonları yerine getirebilmesi için suya ihtiyacı var. Sıvı kaybı olarak özetleyebileceğimiz dehidrasyon, günlük sıvı ihtiyacını karşılayan tek şey su değil. Tükettiğimiz besinler ve içtiğimiz çay, kahve, meyve suyu gibi içecekler de belirli oranlarda su içeriyor.

Vücudumuz aldığı sıvıdan daha fazlasını kaybederse dehidrasyon başlar. Kahve içmenin vücutta su kaybına sebep olduğunu, kahveyi çok içmenin bu nedenle riskli olduğunu neredeyse hepimiz duymuşuzdur. Dehidrasyona sebep olduğu söylenen şey, kahvenin içindeki kafein. Ancak kafein sadece kahvede bulunmaz; çayda, hatta çikolatada bile var.

Kafeinin dehidrasyona sebep olduğu iddiası 1920’lı yıllarda yapılan ve hayliyle günümüzün çağdaş bilimsel araştırma yöntemlerinin değil; sadece gönüllülerin idrar üretme hızı ve miktarının ölçülmesiyle gerçekleştirilen bir çalışmanın sonucunda ortaya atıldı. Kafein tüketenlerin idrar üretme oranlarının yüksek olduğu görülünce, kafein idrar söktürücü bir madde olduğu sonucuna varıldı. Bu araştırmada elde edilen bulgular hızla ağızdan ağıza yayıldı ve kahve, vücutta su kaybına neden olan bir içecek olarak ünlendi. Oysa gerçekte durum bir hayli farklı.

İşin aslı şöyle; idrar miktarının artmasıyla vücudun su kaybı arasında çok zayıf bir ilişki var. Yani miktarı ve sıklığı arttığı için vücudun sıvı kaybına uğradığı sonucuna varmak hatalı bir yaklaşım olur. Doğrusu şu; ne kadar çok sıvı tüketirseniz tuvaleti o kadar sık ziyaret etmeniz gerekir. Ama tükettiğiniz sıvı su da olsa çay ya da kahve de olsa bu durum değişmiyor. 2005 yılında yapılan bir araştırmada, önceki araştırmaların aksine kafeinin sadece kısa değil, daha uzun vadeli etkilerine de bakıldı ve sonuçta kahvenin dehidrasyona sebep olmadığı görüldü. Hatta tüketilen miktar artsa bile sonuç değişmiyor.

[via: Hürriyet]

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP