Bu makalenin aslı, 1830'larda ünlü Fransız yazar Honore de Balzac tarafından kaleme alınmıştır.

 

Kahve hayatımda büyük bir güç; bu etkileri masalsı bir ölçekte inceledim. Kahve içinizi kavurur. Birçoğu kahvenin ilham verdiğini iddia eder fakat herkes bilir ki kahve sadece sıkıcı tipleri daha da sıkıcı hale getirir. Paris’te gece yarılarına kadar açık olan bakkalları düşünürseniz sadece birkaç yazarın ayakta kalması enteresandır.

Brillat-Savarin’in doğru bir biçimde incelediği gibi kahve, kanı harekete geçirir ve kasları uyarır; sindirimi hızlandırır, uykuyu kovalar ve bize zihin egzersizini uzatma kapasitesini verir. Brillat-Savarin’in gözlemlerine kişisel tecrübemi ekliyorum.

İçtiğimiz kahve elektrik etkisi yaparak toplam analizden kaçan, zorlukla algılanabilir radyasyonun beyne ulaşmasından itibaren diyaframı ve mide sinir ağını etkiler. Kahvenin gücü zamanla değişir. Aynı benim gibi, İtalyan kompozitör Rossini de bu etkileri kişisel olarak tecrübe etmiştir. Rossini’nin bana dediği “Kahve on beş veya yirmi günün meselesidir; yani bir opera yazmak için yeterli miktardaki zamanın meselesi”. Bu doğrudur. Fakat kahvenin yararlarından zevk alan biri için zaman uzayabilir.

Bir süreliğine -bir hafta, en fazla iki- öğütülmüş kahvenin sıcak suyla demlenmesiyle hazırlanan bir veya iki fincan kahveyle doğru miktarda uyarı elde edebilirsiniz. Diğer hafta için suyun miktarını azaltarak ve daha ince öğüterek, soğuk suyla demleyebilir ve aynı zihin gücünü elde edebilirsiniz.

Kahveyi en ince ayarda öğüttüğünüzde ve mümkün olan en az suyla demlediğinizde, iki fincanı çifter dozdan, aynı anda içerek özellikle enerjik durumlarda üç fincan da tolere edilebilir. Bu şekilde birkaç gün daha çalışmaya devam edilebilir.  

Sonunda sadece fazla güçlü, kalın siyah saçlı, benlerle kaplı cildi olan, büyük kare elli ve bacakları bowling lobutuna benzeyen adamlara önerebileceğim korkunç ve oldukça vahşi bir metot keşfettim. Çok ince öğütülmüş yoğun kahve, soğuk ve susuz olarak boş mideye yenilir. Bu kahve midenize düştüğü anda mide buna gıda gibi davranır ve sindirim sıvısını salgılar ve bu salgıyla sinir ağları ateş alır, kıvılcım beyne sıçrar.

O andan itibaren her şey çalkalanır. Fikirler büyük bir ordunun taburları gibi efsanevi savaş yerine doğru marş marş harekete geçer. Anılar şarj olur, parlak bayraklar göğe çekilir; metafor süvarisi muhteşem şekilde dört nala yayılır; mantığın ağır topları patırdayan vagonlar ile hayal gücünün emrinde, keskin nişancı görüşü ve ateşinde süratle fırlar; formlar, şekiller ve karakterler şaha kalkar; mürekkep kağıda yayılır -gece işi- sanki bir savaş açılır ve siyah tozla sonuçlanır gibi bu siyah su sağanağıyla başlar ve biter.

Bu yolla kahve içmeyi, ertesi güne yetiştirmesi gereken bir işi olan bir arkadaşıma önermiştim; zehirlendiğini düşündü ve yataklık oldu. Uzun boylu, sarışın ve ince saçlıydı; belli ki kağıt hamuru gibi bir midesi varmış. Kendi adıma bir gözlem hatası yapmışım.

Bu tarzda kahve tüketmeye ulaştığınızda, yorgun düşüyorsunuz ve kahveyi en ince şekilde öğütseniz ve en taze hazırlasanız bile daha fazlasına ihtiyacınız olduğuna karar veriyorsunuz, korkunç terler akıtıyorsunuz, sinirlerinizin zayıflığından acı çekiyorsunuz ve şiddetli uyuşukluk anlarına maruz kalıyorsunuz. Bu noktadan sonra devam etseniz ne olur bilmiyorum, sezgilerim beni hep bu noktada durdurdu, aksi halde ani ölüm kaderim olurdu gibi görünüyor. Yenilemek gerekirse, biri süt ve tavuk ve de diğer beyaz etlerle yapılan reçetelerle başlamalı; sonunda gerilim azalır ve kişi rahatlamış, basit fikirli, emekli burjuvanın bitkisel hayatına döner.

Bu şartlar altında aç karnına içilen bir kahve insanı, kızgınlık gibi görünen bir tür hayvanlaşma konumuna sokar, kişinin sesi yükselir, jestleri tahammülsüzleşir; kişi her şeyin fikirler hızında hareket etmesini ister; kişi kabalaşır ve her şeye hırçınlaşır. Kişi vefasız birine dönüşür. Kişi herkesin eşit biçimde sağduyulu olduğunu varsayar.

Bu ruhla toplum içine çıkılmamalıdır. Bir sürü kazada hiç çaba harcamadan kaybetmeme neden olan bu kişisel durumu keşfettim. Bir gün bazı arkadaşlarım inanılmaz bir güvenle ve gereksiz yere her şeyle ilgili tartışıp nutuk attığıma tanıklık ettiler. Ertesi gün yanlışımı anladım ve olayı inceledik. Arkadaşlarım birinci dereceden akil adamlardır ve sorunu kısa sürede bulduk; kahve kurbanını istiyordu!

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP

POPÜLER TÜMÜNÜ GÖR