Hürriyet.com.tr yazarlarından Şahver Kaya, köşesine kahvenin inovasyon tarihi dediği bir konuyu taşıdı. İnovasyonun sadece yeni birşey geliştirmek olmadığını, yeni bir değer yaratabilmek olduğunu söyleyen yazar;

"Bazen Türkiye’de inovasyon kelimesinin bazı ortamlarda eksik anlaşıldığını görüyorum. İnovasyon yeni bir değer yaratabilmektir. Yaratılan bu değeri ticarileştirebilmektir. Mutlaka yeni bir şey keşfetmek değildir. İnovasyon sistematik bir sürecin neticesinde ortaya çıkar. Örneğin, yeni bir ürünü yanlış bir dağıtım sistemi ile dağıtmak, yeni bir değer oluşumunun önüne geçecektir." diyor.

 

İlk inovasyon olarak Tük kahvesi pişirme tekniğini öne süren Kaya, ikinci olarak teknolojiyi, üçüncü olarak ise müşteri deneyimini öne sürüyor;

"Biz Türklerin yaşadığı hiçbir coğrafyada yetişmiyor olmasına rağmen, kendi geliştirdiğimiz pişirme tekniği ile Türk kahvesini ortaya koyarak, kahve tarihindeki en ciddi inovasyonlardan birini gerçekleştirmiştik.

Kahveyi Avrupa’ya götüren de biz Türklerden başkası değildir. 1683 yılındaki Viyana Kuşatması ertesi onlarca, belki de yüzlerce çuval kahve çekirdeğini Viyana kapılarında terk etmişiz. Viyanalılar da kahve çekirdeklerine bakıp “yahu olsa olsa deve yemidir bu” demişler ve çuvalları atmaya koyulmuşlar.

Türkleri bilen bir Avusturyalı girişimci tüccar çıkmış “ben hepsini alayım” deyip kalan kahveleri toplamış. Viyana’da bir dükkân açmış. Bu dükkân gayet ilgi gören bir mekâna dönüşmüş. 16 yıl sonra 1699 yılında Osmanlı’nın Paris Sefiri Türk kahvesini Paris’in önde gelenlerine ikram ederek kahvenin Türk kahvesi olarak Avrupa’da hızlıca yaygınlaşmasına destek olmuş. Bu dönemde kahve “kahve” olarak bilinmez, “Türk kahvesi” olarak bilinirmiş.

 

İkinci inovasyon: Teknoloji

1908’de başlayan kalkınma dalgası ve 1929-1943 arasındaki finansal gerilemenin ardından İtalyanlar bir kahve makinası icat ederler. Bu makinanın yaptığı kahve de “espresso”dur. Yeni teknolojinin yardımı ile yeni bir ürün geliştirmiştir İtalyanlar. Daha sonra süt de kullanılarak Avrupa’da yeni kahve ürünleri geliştirilmeye devam edilir.

 

Üçüncü inovasyon: Müşteri deneyimi

Daha sonra İtalyanlar’ın geliştirdiği espresso’dan ilham alan bir başka girişimci Seattle’da 1971’de açılmış bir kafeyi satın alır ve 1987’den itibaren onu “ev ve iş sonrası bir insanın hayatındaki üçüncü mekan” olarak konumlandırır. 4 dolara yani yaklaşık 15 liraya satmaya başlar bir sütlü espresso kahvesini! Marka zaman içinde “insan ruhuna ilham verme” misyonunu edinir. Bu marka bugün 65 ülkede 21,000 şubede müşteriyle buluşuyor.  Yaklaşık 80 Milyar dolarlık bir pazar değerine sahip."

 

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP