1982-1993 arasında İngiliz kraliyet ailesi için çalışan şef Darren McGrady, geçen ay ailenin beslenme alışkanlıkları hakkında açıklamalarda bulundu. Kraliçe'nin sarımsaktan nefret ettiğini, yemeklerini elmas süslü tabaklarda yediğini söyledi. McGrady'nin verdiği ilginç bilgilerden biri de kraliyet mutfağında hâlâ 1800'lerden kalma tava ve tencerelerin kullanılmasıydı.

Yazar Killian Fox tarafından hazırlanan The Gannet's Gastronomic Miscellany adlı kitap da en az şef McGrady'ninkiler kadar şaşırtıcı bilgiler içeriyor. Ancak bu bilgiler kraliyet ailesinin değil, ünlü isimlerin beslenme alışkanlıkları üzerine.

Ressam Lucian Freud 15 yıl boyunca her sabah 07.30'da kahvaltısını Londra, Notting Hill'deki Clarke's restoranda yaptı. Kahvaltıdan birkaç saat sonra öğle yemeği için aynı yere dönüyordu. Kahvaltı menüsü de hiç değişmedi: Üzümlü çörek, karamelli Portekiz tartı ve bol sütlü kahve.

ABD'li yönetmen David Lynch ilk kez kahveyle üç yaşındayken tanıştı. Bir dönem günde 20 fincan kahve içtiği oldu. Sonra bu sayıyı 10'a indirdi. Lynch iyi bir kahveyi kendince şöyle tarif ediyor; "İyi bir kahvenin tadında acılık olmaz. İçimi yumuşaktır ve zengin bir aromaya sahip olmalıdır. Espressomu sütle içerim. Latte ya da cappuccino gibi. Ama espressonun altın rengi köpüğü olmalı."

Kahveye düşkün bir başka ünlü isim ise Fransız yazar Honore de Balzac. 1830'da "Kahve hayatımda büyük bir güç" diye yazmış. Ünlü yazar öğlen 13.00'te uyanıyor, sabaha karşı 04.00'e kadar yazı yazıyordu. Sadece 90 dakika kestirme molası veriyordu. Tabii o kadar saat ayakta kalabilmek için de günde 50 fincan kahve içiyordu.

Oyuncu Marlon Brando'nun hayatı boyunca kilolarıyla başı dertteydi. Kariyerinin ilk dönemlerinde bir oturuşta bir kutu tarçınlı çöreği fıstık ezmesiyle yediği söyleniyor. Ve kahvaltılarda da mutlaka mısır gevreği, sosis, yumurta, muz ve akçaağaç şuruplu krep yiyordu. Gece acıktığında ise soluğu Hollywood'daki Pink's'te alıp altı sosisli sandviç yiyordu. İş arkadaşlarının ve dostlarının tüm çabalarına rağmen ünlü oyuncunun geceyarısı açlık krizine girip buzdolabının kilidini kırdığı, sete kutu kutu dondurmayla geldiği de iddialar arasında.

Steve Jobs, bir vegandı. Hatta sadece meyveyle besleniyordu denebilir. Sadece iki çeşit (elma ve havuç gibi) meyve yiyerek geçirdiği haftalar oluyordu. Bu şekilde beslenmenin vücut kokusunu nötr hale getirdiğini, bu sayede yıkanmak ve deodorant kullanmak zorunda kalmadığını anlatıyordu.

Jackie Onassis, her gün içinde beluga havyarı ve ekşi krema olan fırınlanmış patates yiyordu. Kilo aldığını hissettiğinde de bir gün boyunca oruç tutuyor sonrasında da eski kilosuna kavuşana kadar meyveyle besleniyordu.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP