Kahvenin aşırıya kaçmadan tüketildiğinde birçok yararları olduğu, son yıllarda daha çok habere konu oluyor. ABD'den çeşitli Avrupa ülkelerine, üniversitelerden bilimsel kurumlara kadar birçok merkez farklı yönlerden bu tip çalışmalar yürütüyor ya da yapılmış olanları inceliyor. Bugüne kadar çıkan sonuç hep, Dünya Sağlık Örgütü'nün de işaret ettiği gibi, 400 mg kahveyi yani günde 4 bardak denebilecek miktarı geçmediği taktirde kahvenin bolca yararları olduğu yönünde.

Ancak ünlü Profesör Doktor Osman Müftüoğlu, kanaatince bu çalışmaların güvenilir olmadığını söylüyor;

 

"Eskilerin deyimi ile 'lafı sündürmeden' fikrimi daha en başta beyan edeyim: Kendi adıma, beslenme araştırmalarına 'tedbirli' yaklaşan bir hekimim. Bunun birçok sebebi var: Öncellikle, belirli bir besin ya da besin unsuru ile ilgili araştırmalarda 'standart denek grupları' oluşturmak pek zor. Araştırmaya dahil ettiğimiz kişilerin genetik yapıları, sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları farklı olabiliyor. Neticede elde edilen sonuçlara güven de azalıyor.

Farklı ülke veya merkezlerde yapılan aynı tip araştırmalarda birbirine taban tabana zıt sonuçlar alınabiliyor. Veya 40 yıl önce yasaklanan yumurta, tereyağı yeniden özgürlüğüne kavuşabiliyor. Hayvan deneylerine gelince... Sıçanlar ve diğer hayvanlarda yapılan değerlendirmelerde de beklemeyi tercih ederim. Nedeni açık: Sıçanlar ve insanların biyolojik, fizyolojik ve metabolik yapılanmaları çok farklı. Sıçanlarda çıkan araştırma sonuçlarının insanlara da birebir uyduğunu söylemek çok zor.

 

ÖMRÜ DEĞİL SOHBETİ UZATIR

Eğer bir yiyecek ve içeceğin arkasında 'endüstri' varsa, bir başka deyişle o besinin 'ensesi kalın' ise övgüsü bol, yargısı az, işi kolaydır. Bu kural soya için, mısır için, çikolata için hep gündemdedir. Son yılların sürekli 'şişirilen' ve aralıksız 'gaz' verilen bir başka ürünü de kahvedir. Bilimsel (!) dergilere bakarsanız nerede ise her gün yeni bir 'kahve ve faydası' ile karşı karşıyayız.

Kimi araştırmalar 'Kahve iç, yağlı karaciğeri önle' derken, bir diğeri 'kahve içenlerin safra taşından korunabileceğini' ileri sürüyor. İşi daha da büyütüp, her gün bol miktarda kahve içmenin 'ömür uzatıcı etkisi' olduğunu ileri süren araştırmalar bile var. Peki, doğru bir bilgi mi? Değil! Neden mi?

 

GÜNDE EN FAZLA 3 FİNCAN 

Bana göre de kahve keyifli ve lezzetli bir içecek. Güzel, hatırı sayılır bir ikram. Hoş bir gelenek. Ama bu saydıklarım kahvede aşırılığın 'uyku kaçıran, kalp çarpıntısı tetikleyen, kan basıncını yükselten' etkilerini yok etmez. İnceleme fırsatı bulduğum hiçbir uzun ömür beldesinde (Okinawa, Sardinya, Pioppi, İkaira) kahve içerek ömrüne ömür katan biri ile karşılaşmadım.

Diğer taraftan toz haldeki hazır paket kahvelerin (instant kahve) aşırısının, yapılarındaki akrilamid riski nedeniyle kanserojen özellik taşıdığından da zerre kadar şüphe duymuyorum. Özeti şudur: Kahveden vazgeçmeyin ama aşırıya kaçmamaya da dikkat edin. Günde 1-2, bilemediniz 3 fincan ile yetinin. Tercihinizi de ithal toz kahveler ya da zincirlerde üretilen kahvemsi bol şekerli şeyler yerine, ‘Türk kahvesi’nden yana kullanın."

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP