Atilla Gezmen ve Emrah Akar Ayıbedenler Coffee & Radyo’nun kurucuları. Ayıbedenler, radyo programı yaparak başladıkları yolculuğun rotasını kahveye çevirdiler ve ortaya #radiomeetscoffee konsepti ile Ayıbedenler Coffee & Radyo çıktı. Türkiye’deki kendi özgün tarzları ile tek konspet. Bütün kahve severlerin kendilerini tanımalarını istedik ve onlarla yaptığımız söyleşiyi size takdim ediyoruz.

 

Ayıbedenler’i ilk olarak bir radyo programı olarak biliyoruz. Kahve ile ilişkiniz ne zaman ve nasıl başladı peki? Ayıbedenler Coffee & Radio’ya nasıl dönüştü?

Kurucuları olarak biz ilkokul arkadaşıyız. Yıllardır devam eden bir dostluğumuz var. Bu dostluk ilişkisi ev arkadaşlığına da taşınınca, o dönem evden bir radyo programı yapmaya başladık. İsmini de Ayıbedenler koyduk. Program yapmaya başladıktan iki sene sonra Beşiktaş’ta bir kahvaltıcı açtık. Üç, dört ay sonra istediğimizin bu olmadığını gördük ve bildiğimiz işi yapalım dedik. O zaman da şu an yaptığımız üçüncü nesil kahvecilikten öte insanları ağırlayabileceğimiz, dostlarımızla bir arada olabileceğimiz bir ortam amaçlamıştık. Sonrasında mekanı açtık ve adını da hali hazırda radyo programımız da devam ediyorken Ayıbedenler koyduk. Başlangıçta bir kafe ismi için yadırgandı ama sonrasında bu şekli ile kabullenildi. İlk sloganımız da “internet radyosu kahve dükkanı ile vücut buldu” olmuştu. Aslında fiziksel olarak da insanların bizi görüp tanıyabileceği bir yer kurmuş olduk.

ayibedenler-roportaj

Aybedenler Radyo’yu henüz tanımayanlar için, bir kafede vücut bulduktan sonra yayınınız kahve üzerine mi yoğunlaştı? Nedir Ayıbedenler radyonun teması?

Ayıbendenler Radyo sadece kahve temalı bir radyo değil, hatta kahveden az bahsediyoruz. Ayrıca sadece biz de yokuz radyoda. Pazartesi 9-11pm ve Çarşamba sabahı 9-11am biz program yapıyoruz. Bizden hariç sekiz yayıncımız daha var. Salı, Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri başka yayıncılarımızla da dinleyicilerle buluşuyoruz. Biz ayrıca Rock FM’ de de yayın yapmaya başlamıştık ama Rock FM gibi birkaç radyo daha satılınca, internet radyoculuğunu korumak gerektiğini ve kıymete bindiğini düşündük ve çalışmalarımızı ayrıca yoğunlaştırdık.

Kahve markaları interneti, yeni medya araçlarını yeni yeni kullanmaya başlıyor. Sizin internet radyoculuğunu kahve markanız için de kullandığınızı görüyoruz zaten. Bunun dışında bir kahve üreticisi olarak interneti ne kadar önemsiyorsunuz?

Dediğiniz gibi internet radyoculuğundan ötürü, zaten bu alana uzak değiliz ve doğal reflekslerimiz var. Sosyal medyayı da fena kullanmıyoruz. Daha iyi de olabilir elbette. Nisan ayı ile birlikte sistemi yeniliyoruz, yeni yayıncılarla yeni bir düzen getiriyoruz. Bu süreçten sonra sosyal medya ile ilgilenecek insanlar olacak ekipte. Biz, teması daha çok sevdiğimiz için ihmal ettiğimiz sosyal medyada, ekipteki yeni arkadaşlar aracılığıyla daha aktif olacağız.

ayibedenler-roportaj2

Hem radyoculuk deyince hem de kahve deyince bizim aklımıza hemen müzik geliyor. Dünyada birçok kahve markasının logosunda müzikten semboller kullanılıyor. Kahve ile de müzik bu kadar yakın şeyler. Radyonuzda müziğin yeri nedir?

Yayın saatleri dışında gün boyu radyomuzda çalan aynı müziği kafede de çalıyoruz. İlk başlarda radyo programını da kafeye yayın yapıyorduk ama sonra ortam sesi ile çok karıştığından radyo programlarını kafede yayınlamayı kestik. Şimdi program esnasında kafede müzik çalmaya devam ediyoruz. Kafede de, radyoda olduğu gibi kendi beğendiğimiz müzikleri çalıyoruz, insanlar beğenince de çok hoşumuza gidiyor. Bazen, “bu müzik benim tarzım değil ama mekandan mıdır nedir, burada hoşuma gidiyor” diyenler bile çıkıyor. Zaten benim diğer işim müzik, müzisyenlik yapıyorum (Emrah Akar). Müzik hepimizin hayatında önemli bir yer kaplıyor.

Müzisyenim demişken soralım; kahvesever aynı zamanda müzik de sever dedik; okuyucularımız da tanısın, ne tür müzik yapıyorsun Emrah?

Ovv! Liste biraz uzun... Synth-Elektronik Pop müzik yaptığım bir grubum oldu, o zamanlar Rock‘n Coke’da da çalmıştık. Şu an “Dostlar Meclisi” isimli bir grubumuz var. Rakı ve taverna müziği yapıyoruz. Ayrıca bilinen birkaç pop sanatçısının orketstrasında da çalıyorum.

ayibedenler-roportaj3

Peki kahveciliğe geçiş  serüveni nasıl oldu. Neler yaşadınız, süreç nasıl gelişti?

Aslında bu işi biraz da yaparken öğrendik. İlk önce üreticilerden, kavuruculardan alıyorduk kahveyi. Sonrasında eğitimlere katıldık, barista sertifikaları aldık. Seminer ve festivallere takip ettik ve katılmaya başladık. Ankara Coffeeweekend, İstanbul Coffee Festival’e katıldık. Bu süreçte bu işin nasıl yapıldığını öğrendik, başka markalar ve üreticiler ile tanıştık. Bir süre sonra, asıl kendi beğendiğimiz tatları bulabilmek için, kendimizin kavurmaya başlaması gerektiğini düşündük. Bir kavurma makinesi aldık ve kavurma eğitimlerine koyulduk. Başka kavurmacı arkadaşlarımız da bu süreçte bize yardımcı oldular. Zaman içinde kendi tadımızı bulduk. İnsanlar sevdi ve çeşitlendirdik, paketleyerek toptan ve perakende satış da yapmaya başladık.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP