• KATEGORİ
  • Üçüncü Dalga Yaşam
  • YAZAR
  • Volkan Dede
  • İstanbul'dan okumak için Ankara'ya gelip kenti kahvecileriyle sevdi. Şimdi kendisini, sokak sokak dolaşıp çalışma ortamı olarak kullanacağı yeni kahve dükkanları keşfetmeye, kahvelerini tatmaya ve bol bol fotoğraflarını çekmeye adadı. Kahve bağımlısı bir serbest çevirmen. Instagram: @coffeewithvolk.

Kahvenin faydaları saymakla bitmiyor: kalp sağlığını iyileştiriyor, depresyon oranını azaltıyor, Alzheimer gelişmesini önlüyor. Ancak bol şeker içeren kahveler için aynısını söylemek pek mümkün olmayabilir. Belki sütlü kahve içmenin sağlık açısından olumsuz etkileri yok ama şeker veya kremayla karıştırılmış kahveleri bol tüketmek, yukarıda sayılan faydaları azaltırken başka sorunlara yol açabilir. Kahvenin tadını ise değiştirdiği tartışılmaz! Hem sade kahve içmek için ruhunuzun da “kara” olmasına gerek yok :) Kahve ritüelinin en sağlıklı ve en naif versiyonunu denemek ve onu bir alışkanlık haline getirmek için çok geç değil!

i_like_2

Eğer yolunuz şu ana kadar bir üçüncü dalga kahveciye düştüyse -ki düşmüş olmalı- ve demleme kahvenizin yanında süt rica ettiyseniz, baristanızın hafif “yargılayıcı” bakışlarını fark etmiş olabilirsiniz. Onlar size Chemex’inizi sütsüz içmenizi veya sütlü, espresso bazlı alternatifleri tavsiye etmiş olabilirler. Haksız değiller. Onlar sizin iyiliğinizi istiyor!

Çoğunlukla şeker, kahve kalitesinin arttığı ve kahve aromasının önem kazandığı şu günlerde, demlenecek kahve çekirdeğinin çiftlikten kahveye kadar olan yolculuğunda verilen onca emeği ne yazık ki boşa çıkarıyor: İçindeki aromayı bozuyor, yok ediyor. İçtiğiniz çekirdeğin ne kadar özel olduğunun farkına varamıyorsunuz.

Gerçek bir kahve gurmesi olmak, kahve çeşitliliğinin farkına varmak ve neredeyse “sıfır” kaloriye sahip bu sağlık dostu içeceği en basit formuyla tatmak için işte size sade kahveye nasıl geçebileceğinize dair birkaç tavsiye...

Coffee-Beans bw

 

1. Farklı kahve çekirdeklerini deneyin

“Sade kahve” denildiğinde aklımıza “acı kahvenin” geldiği günler geride kaldı. Günümüzdeki kahve çekirdeklerinden karamelden meyvelere, baharatlardan fındığa kadar birçok farklı tadım notu alabiliyorsunuz. Öyle ki bu kahvelerin bazıları, kahvesini sütlü ve/veya şekerli içmeye alışmış kişilere o kadar hafif içimli geliyor ki bir anda kahvelerini sade içmeye başlıyorlar.

Favori kahvecinize bir dahaki uğrayışınızda, filtre kahvenizin yanına doğrudan süt istemek yerine, az kavrulmuş Etiyopya veya Orta Amerika kahveleri gibi, daha hafif içimli seçenekler hakkında baristanızdan bilgi alın. Süt, krema veya şeker katmadan önce sade kahvenizin tadına bakın. Tattığınız aromaları not edin. Farklı bölgeler ve farklı kavurma biçimlerinin kahvenin tadına nasıl etki ettiğinin farkına varın. Sonuçtan kesinlikle memnun kalacaksınız!

 

2. Farklı demleme yöntemlerini deneyin

Butik kahvecilerin kiminde artık bir filtre kahve makinesi bile yok çünkü alternatifler çok fazla. Syphon, V60, Chemex gibi farklı şekillerde, farklı mantıklara dayanan kahve demleme yöntemleri revaçta. Kahve çekirdeğinin kökeninin yanında, onu nasıl demlediğiniz de kahvenin aromalarının ortaya çıkmasında rol oynuyor. Hangi kahve çekirdeğini ve demleme yöntemini sevdiğinizi bulmak zaman alabilir ama bu yolculuk buna kesinlikle değecektir.

 

3. Soğuk demlemeleri tercih edin

Özellikle yaz döneminin favorisi, 22-24 saat boyunca yavaşça demlenen ve dinlenen soğuk demlemeler yani “cold brew” kahveler. Soğuk demlemeler, sıcak alternatiflerine kıyasla çoğunlukla daha hafif bir içime sahip oluyor. Belki de sıcak kahveyi şimdilik bir kenara bırakıp, hem serinlemek hem de sade kahve içmeye alışmak için kimya laboratuvarından çıkmışa benzeyen aparatlarda demlenen bir cold brew içmeniz, işinize daha çok yarayabilir. Tabii bu kararı verdiğinizde kış dönemindeyseniz soğuk demleme bulmanız biraz daha zor olabilir. Şanslıysanız kahveciniz, farklı çekirdek seçeneklerine de sahip olacaktır.

siphon

4. Yavaş yavaş bırakın

Kahvenizdeki süt, krema veya şeker miktarını yavaş yavaş azaltın. Bir sonraki kahve siparişinizde, kahvenizi “az sütlü” isteyin. Sonra “çok, çok az sütlü”ye geçin. İçine attığınız şeker miktarını yarıya indirin. Bir süre sonra kahvenin tadına alışacak ve saf kahvenin zevkini çıkaracaksınız.

 

5. Birden bırakın

İşte size en basit yöntem. Şeker ve süt kullanımını bir anda bırakın ve çeşitli aromalarıyla, sade kahveyi sevmeye çalışın. Çok uzun ve zorlu bir süreç olacağını düşünmüyorum çünkü şimdiye kadar neler kaybettiğinizin farkına vardığınızda bu kararı verdiğiniz güne şükredeceksiniz :)

 

6. Kahve bardağınızın rengini değiştirin

Kulağa garip gelebilir ama Avustralya’da yapılan bir çalışma, farklı renklerdeki kupalarda içilen kahvenin tadının insanlar tarafından farklı algılandığı sonucuna varmış. Çalışmanın katılımcıları, beyaz bardakta içtikleri kahveyi acı olarak yorumlarken, şeffaf bardaktaki aynı kahveyi daha az acı, renkli bardaktaki kahveyi ise tatlı olarak sınıflandırmış. Belki de kahve alışkanlığınızı değiştirmek için kupalarınızda da bir değişikliğe gitmeniz gerekebilir!

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP