Yakında görevi bırakacak olan Starbucks CEO’su Howard Schultz’un vizyonunu 30 yıldan fazla süre önce Milan’da gördüğü kahve dükkanları şekillendirmişti. Fakat dünyaya espressoyu armağan etmiş İtalya’ya zincirin girmesi için 75 ülkede 26,000 dükkan açmış olmanın verdiği güven gerekti.

“İtalya’ya gelmeye hazır olduğumuzu düşünmüyordum” diyor Schultz. “Kanımca İtalya özel bir yer. İtalya’nın kahve mirasına ve kültürüne çok saygım var ve bence bizim de bu saygıyı ve fırsatı kazanmamız, haketmemiz gerekiyordu. Yıllar içinde buraya gelmeye hazır hale geldiğimizi düşünüyorum.”

Nisan’da CEO rolünden ayrılacak olan Schultz inovasyona yoğunlaşacak. Bunun içinde Milan’da açılacak olan ve Schultz’un “en has kavurucu” olarak tanımladığı, komplike kahve çeşitleri ve mekan içi kavurma aletleri bulunan yüksek kalite dükkanlar da var. 35 yıllık yolculuk, kendi hayalini ve Starbucks’ın döngüsünü tamamlıyor diyor Schultz.

Şaşılmayacak şekilde, 70 yaşındaki Christine Kung gibiler, Starbucks’ı tereciye tere satmak gibi görüyor.

“Biz halimizden memnunuz” diyor Kung, Milan’ın merkezinde bir kahveciye giderken. “Amerikan sahnesi tarafından işgal edilmeye ihtiyacımız yok. Zaten McDonald’s gibileri var, yeter de artar bile.”

McDonald’s herhangi bir örnek değil zira 30 sene önce zincirin İtalya’ya girmesi yerel yemek geleneklerini teşvik eden “Slow Food” (Yavaş Yemek) akımını başlatmıştı. Malum, İtalyanlar kahvenin yanında yemekte de gurmeliği önemseyen bir geleneğe ve kültüre sahipler. Tabii bu gibi girişimler, kahve zincirlerinin aksine yemek zincirlerinin yer edinmesine engel olamadı.

Yine de espresso hala hızlı bir yemeğin olamadığı kadar İtalyan geleneğinin ve günlük hayatının bir parçası. İtalyanlar, büyük şehirlerde bile yaklaşık 1 euro civarında bir fiyata ayaküstü olarak, bir barda espresso içmeye alışık. Capuccino 1,20 - 1,50 euro civarında oluyor.

İtalya’da baristalar genelde kahveyi müşterinin tamamen görebileceği şekilde hazırlıyorlar ve pastri ürünleri hoş sohbet eşliğinde cam kaselerde ikram ediyorlar. Bir İtalyan dükkanında oturmak ekstra ücrete tabi olabiliyor, özellikle işlek lokallerde.

Garsonları gümüş tepsilerde porselen fincanlarda kahve ikram ederken görmek nadir değil, bu da take-away kahvenin sıklıkla karşılaşılan bir uygulama olmadığının altını çiziyor.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP