Daha önce yurtdışında "Anti Kafe" denilen bu konseptin örneklerini görmüştük. Ruz kafe zinciri Ziferblat, Avrupa'nın çeşitli noktalarına bu uygulamayı taşımış ve sonrasında ABD'de Glasshour uygulamayı okyanusun diğer ucuna taşımıştı. Konseptin isminin anti kafe olması ise insanların kafelerdeki alışkanlıklarını altüst etmesinden kaynaklanıyor.

Kimse bir mekanda otururken otoparka araba bırakmış gibi saati aştım mı diye kontrol etmek istemez herhalde. Peki o zaman bu kafelerin avantajları neler ve insanlar neden buralara gitmeyi tercih ediyor? Çünkü bu kafelerde saatlik ücretinizi ödediğiniz vakit istediğiniz kadar yiyecek içecek tüketebiliyor ve genelde mekanda sunulan konsol oyunları, film, müzik, internet, langırt gibi bulunabilecek imkanlardan faydalanabiliyorsunuz.

Ülkemizde de İstanbul, Kadıköy'de bu akımın bir temsilcisi bulunmakta; Matruşka Anti Kafe. Konsepte sadık şekilde burada da buzdolabını, kekleri, börekleri, atıştırmalıkları, içecekleri istediğiniz gibi tüketebiliyorsunuz. Scanner, laptop, printer gibi işlerinizi halletmenize yardımcı olacak ekipmanları kullanabiliyorsunuz. Hal böyle olunca sadece eğlenmek için değil çalışmak için, toplantı yapmak için de kullanışlı hale geliyor bu tip mekanlar.

Beceriniz varsa gitarı kapıp isterseniz bir köşede kendi halinizde, talep olursa da insanların ortasında biraz tıngırdatabilirsiniz. Dışarıdan da yemek getirebiliyor, masalardan birine kurulup zaman geçirebiliyorsunuz.

Ha bu arada, içeride sevimli kediler görürseniz şaşırmayın. Özellikle onları sevmeye dahi gidebilirsiniz.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP