Suçlu çekirdekler değil. Hatta birçok havayolu kahvelerini artık bilindik kahvecilerden tedarik ediyor. Asıl suçlu, uçaklarda kullanılan su.

Uçaklarda, el yıkamaktan tuvaletlerde kullanıma, oradan sıcak içeceklerde kullanıma kadar iş gören ortak bir su havuzu vardır. Haliyle bu su en temiz sudur diyemeyiz, konu hakkında 2012 tarihli bir rapor uçak sularının yüzde 12’sinin koliform bakteriler açısından pozitif çıktığını tesip etti. Bazı havayolu çalışanlarının ifadelerine göre ise, bu su havuzları altı ayda birden yılda bire kadar uzanan akıl almaz uzunluktaki aralıklarda yenileniyor.

Bir suçlu da demleme süreci. Kahve kalite ve ticaret danışmanı Andrew Hetzel, o kadar yüksek irtifada suyun çok daha düşük derecede kaynadığını, bunun da kahve çekme işlemini sakatladığını zira kahvenin sadece bir bölümünün çözündüğünü söylüyor.

Son olarak, tat alma duyunuzun da etkisi var. Kabin basıncı, kuru hava ve irtifa, tat alma duyunuzu yüzde 30 oranında etkiliyor, bu da zaten pek iyi olmayan kahveyi daha da kötü algılamanıza yol açıyor. Bu verilerin isabetli olduğuna şüphe yok zira örneğin British Airways bu sebeplerden dolayı uçaklar için özel olarak bu olumsuzlukları ekarte edebilecek bir harman oluşturması için Twinings isimli bir çay üreticisi ile anlaşmış.

Bir havayolu görevlisi ise dikkatleri farklı bir yöne çekiyor, “İnsanlar tatlılığa çok fazla alıştı. Buradaki kahvenin lezzeti karamel macchiato gibi olmayınca kabul görmüyor” diyor. İnsanların normal sade kahvenin tadını unuttuğunu iddia ediyor. Bilimsel veriler sebebin bu olmadığını söylese de bu nokta da ayrıca haklılığı olan bir nokta olarak görülebilir.

Sonuçta, uçakta kahve ya da çay gibi sıcak içecekler tüketilmesi ne hijyen açısından ne de lezzet açısından tavsiye edilmiyor ve görevliler nedenlerini bildikleri için kendilerinin zaten uzak durduklarını belirtiyorlar.

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP