Üçüncü dalga kahvecilik yayılmaya devam ettikçe, kahve keyfimize ve masalarımıza kimya aparatlarını ya da vazoyu andıran ekipmanlar da eşlik ediyor. Alıştıkça artık garipsenmeyen bu ekipmanlar, çeşitli demleme yöntemlerini yeni keşfedenlere haliyle oldukça ilginç geliyor.

Her ne kadar kahve bu konuda almış yürümüş olsa da çay da yeni yaklaşımlar için uygun bir alan. Hatta nitelikli kahvecilerden bazıları bu duruma eğilmeye başladılar bile. Ülkemiz de hem çay hem kahve ülkesi olduğundan dolayı, kayıtsız kalmak mümkün değil.

T24'ten Mehmet Yalçın da kahveden alışık olduğu demleme yöntemlerini ve aparatları çayda görünce konuyu köşesine taşımış, hatta diyor ki çayda da kahvedeki gibi soğuk demleme modası yayılıyormuş;

"Bir ara, gözüm bardaki tuhaf bir alete takılıyor. 3. Kuşak kahvecilerde buzlu sulardan kahve süzülen imbikleri andıran alet, çayı da eriyen buzların suyuyla damla damla süzüyor. Bar şefi pahalı aleti gururla okşayarak anlatıyor: 'Kokteyllere bazı çayları normal demleyerek koymuyoruz. Mesela Rize çayı kokteylde fazla buruk ve baskın kaçıyor. Rize gibi çayları soğuk infüzyon dediğimiz bu teknikle, demini hafif alarak kullanıyoruz…"

çay-7

Buradan sonra yazar konudan uzaklaşıp çay ve kahvemizin yeterince sahiplenilmediğinden dem vuruyor;

"Bir düzineye yakın çaylı kokteyli dengeli tadları sayesinde bıkmadan, içim de bayılmadan tattıktan sonra, uzun uzun düşünüyorum. Almanların bize ayna tutarak gösterdikleri çayımız, tüm dünyada tanınan belki de tek markamız olan kahvemiz, ne büyük hazinelerimiz aslında…

Ama üretimde dünya beşincisi olduğumuz çayda nal topluyoruz, çay kalitemiz düştüğünden Seylan’dan gelen çaylarla harman yapıp durumu kurtarmaya çalışıyoruz. Ülkenin doğusunda hâlâ “kaçak çay” ticareti had safhada. Kahvemiz sahipsiz, üçüncü dalga kahve akımı ve yarattığı yüzlerce kahve çeşitlemesi dünyayı kasıp kavururken, Türk kahvesi giderek unutuluyor. 

Mehmet Gürs gibi idealist bir şef dışında Türk kahvesini iyileştirmeye uğraşan yok. Haremlique markasını kuran Caroline Koç’un dışında kahvemizi baharatlarla çeşnilendirene de rastlanmıyor. 500 yıl önce dünyaya keşfettirdiğimiz kahveye, bu zaman zarfında bir tek sakız eklemeyi becermişiz gibi görünüyor."

Aslında Türk kahvesinde de nitelikli kahve standartları oluşturulmaya çalışılıyor ve her ne kadar yeni demleme yöntemleri ve kahveler hayatımıza girse de, Türk kahvesi tüketimi artmaya devam ediyor.

çay-6

"Dünya yöresel kültürleri ve ürünlerini merak ediyor ve biraz da tüketiyor ama, gerçekte üzerine “kuş kondurulmuş” şeyler arıyor. Bardağını 2 liraya sattığınız Rize çayı, isli Skoç viskiyle birlikte 30 liralık kokteyle dönüşüyor. Türk kahvesi tek başına 5 lira ama yeni kuşaklar modern kahvecilerde buzdan süzülmüş Jamaika kahvesine bunun üç katını hiç acımadan veriyor."

Dünya, kahvelerine, çaylarına ve demleme yöntemlerine ciddi şekilde kafa yoruyor. Kültürlerini güncelliyor, geliştiriyor. Biz de Türk kahvesine ve çayımıza çekirdeğinden demlemesine akademik olarak yaklaşırsak ve ciddiye alırsak ancak başkalarından da bunu bekleyebiliriz. Dolayısıyla yeni kahveler, demleme yöntemleri ve hazırlanış biçimlerine mesafeli durmaktansa, olan bitenden haberdar olup kendi kültürümüzü güçlendirerek sahip çıkmalı ve diğer kahvelerin yanında konumlandırmalıyız.

 

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP