Kahvenin özellikle yeni nesil akımlarla her yaştan ve kesimden insan arasında fırlayan popülaritesinin diğer içecek segmentlerinde de hareketlilik yarattığı bir gerçek. Cold brew kahvenin kakaodaki uygulamaları ya da kahve zincirlerinin çayevleri ve çay çeşitlerindeki yansımalarında da gördüğümüz gibi. Çay dünyasında özellikle sağlık tarafı da ön planda tutularak dünyanın her yerinden yerel ve geleneksel çaylar modern bir sunumla batılılara sunuluyor.

Bu yeni çeşit ve sunumlu çayları kahve gibi bir nevi Instagram yıldızı, ya da yaşam trendi haline getirecek popülerlik şu aşamada uzak olsa da, Hürriyet gazetesinden Burcu Aldinç'in yazısında olduğu gibi mevzu zaman zaman karşımıza çıkıyor;

 

"Espresso, yok yok vazgeçtim espresso con panna olsun... O da olmaz, ristretto ya da macchiato getirin en iyisi... Ne mi yapıyorum? Yemek sonrası kahvemi ısmarlıyorum. Gastronomiyle haşır neşirim. Eh kahveden de iyi anlarım. İyi anlarım da meğer kahvenin pabucu dama atılmış. "Oolong" diye bir ses yükseliyor bizim masadan. Long (İngilizce uzun anlamına geliyor) lafını duyunca mevzuyu abarttım, fazla uzattım diye düşünüyorum bir an.

Meğer mevzu başkaymış. "Siyah, beyaz ya da yeşil çayı sevmiyorsan bari oolong dene" diyor arkadaşım. Oolong yarı fermante çay demekmiş. Neyse ki durumu çabuk kavrıyorum ve "Pu-er çayınız var mı?" diye soruyorum. Hani şu Londra'da müzayedede 2 bin 60 gramı 1.7 milyon dolara satılan çaydan bahsediyorum. Haberini okumuştum yabancı bir sitede. Siz misiniz bana çayla hava atan, haydi getirin de içelim o halde milyon dolarlık çaydan...

Elbette mekanda dünyanın en değerli çaylarından biri olan pu-er yok. Ama garson hızlıca farklı harmanları sıralamaya başlıyor. Eh ne de olsa bir gol yedi, illa bir tane de o atacak... Matcha, papatya-yasemin, beyaz çay karışımı, yeşil çay-zencefil, Bartın ıhlamur, vanilyalı roybos... Birçoğunu anlamıyorum ve "Papatya-yasemin" demekle yetiniyorum. Yahu daha kahve harmanlarını ezberleyememiştik, ne ara çaya geçtik...

Londra, ABD, Hindistan... Dünyanın farklı yerlerinde çay sommelier kursları pek gözde şu sıralar. Üstelik bulundukları coğrafyaya göre de içerikleri değişiyor. Bizim sosyetikler servis konusuna da değinen İngiltere'deki kurslara pek bir merak salmış durumda. Artık "Çayınızı nasıl istersiniz demli mi açık mı?" yerine "Matcha mı kombucha mı?" diye sorarlarsa anlamadığınızı çaktırmayın "İlkinden" deyip geçin.

Yaklaşık beş yıl önce çayevleri artıyor diye yazmıştık. O yıl içerisinde arttı, kimi sonrasında kapandı. Ama artık tüm dünyada sağlık mevzusunun ön plana çıkmasıyla yeniden gözde oldular. Londra'da, Almanya'da Japon çayevleri ve Çin çayevleri gibi farklı mekanlar açılıyor. Bizde de Karaköy'deki Dem Çayevi popülaritesini koruyor. Ayrıca Melez Tea hem Reşitpaşa'da hem de Kanyon AVM'de farklı harmanlarını sattığı çayevleri açtı.

'Çay bizim kültürümüzde zaten var' diyebilirsiniz. Ama bu çaylar bildiğimiz siyah çaydan farklı. Bir Ajda bardağında tavşan kanı çayın yerini tutar mı orasını bilemem ama bu yıl içerisinde isimlerini daha sık duyacağımıza eminim."

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP