Yürüyen Köşk'ün hikayesini bilirsiniz. Hayao Miyazaki'nin Yürüyen Şato'su değil tabii. Yalova'da 1929 yılında kente gelen Mustafa Kemal'in dikkatini bir çınar ağacı çeker. Çınarın gölgesinde dinlendikten sonra etrafına bir köşk yapılmasını salık verir. Gel zaman git zaman çınarın dalları uzanıp köşke vurmaya başlar. Çalışanlar çınarın dallarını kesecekken Atatürk çınara dokunulmamasını ve bunun yerine köşkün taşınmasını söyler. Köşk, tramvay rayları üzerinde yer değiştirilir. Bunun sonucunda hem köşk zarar görmekten hem de çınar kesilmekten kurtulur ve mekan Yürüyen Köşk adını alır. Atatürk'ün tüm taşınmazları gibi Yürüyen Köşk de vefatından sonra millete bağışlanır.

İşte o Yürüyen Köşk'ün bahçesine şimdilerde bir kafe yapılacak ve bu kafenin çevreci bir kafe olacağı iddia ediliyor. 

Akaygil İnşaat yönetim kurulu başkanı Ozan Sezginer, kafenin, Yürüyen Köşk'ün verdiği çevre mesajına uygun olarak tasarlandığını belirtiyor; 

"Üst tarafı tamamen doğaya uygun olacak ve yeşillendirilebilecek. Yaşayan bir çatı oluşturacağız. Çevresi de yine traverten taşlarla kaplanıyor. Ön tarafı tamamen camlarla kaplanacak. Özel oturma grupları da düşünüyoruz. Güneşe göre açılıp kapanabilecek panellerden oluşacak. Çevreci ve modern bir bina yapacağız. Burası hemen yan tarafında Atatürk'ün tüm dünyaya çevrecilik dersi verdiği yürüyen Köşk'e uygun bir tasarım olacak. 200 metrekare alan üzerine kurulacak 80 metrekare kapalı alandan oluşuyor. Burası 19 Mayıs'a yetiştirilecek ve törenle hizmete girecek."

YORUMLAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
GİRİŞ YAP